Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

biten ilişkiler

Eski İlişkinin İzlerinden Kurtulmalısınız

Artık eski ilişkinin izlerinde tamamen kurtularak daha mutlu bir hayatınız olabilir

Geçmişin en güzel yanı geçmiş olması olsa bie söz konusu eski ilişkiler olunca geçmişi geçmişte bırakmak her zaman kolay olmayabilir… En tehlikelisi de yeni ilişkinizi eski ilişkiniz ile kıyaslama tuzağına düşmek olacaktır. İşte eski sevgiliyi geçmişte bırakmanın değişik yolları…

eski ilişki

Ne yazık ki, bir çoğumuz eskiyi unutmakta zorlanıyoruz. Geçmişin sadece iyi yanlarını değil de kötü yanlarını da içimizde biriktiriyor ve bir sonraki ilişkiye bu duygularla kol kola ilerliyoruz… Şimdi ise, eski ilişkilerin izlerine sünger çekme zamanı! Bu yazının size yardımcı olacak…

 “Ah, nerede o eski aşklar, sevgiler?” diye diye bugünlere geldik. Beş para etmez adamlara belki de “son şansım” diye bağlanmaktan, nikah masasına doğru koşulan yolda ilk günden itibaren her şeye “evet” diye bağırmaktan kurtulmak için  en son şans! Siz de bizimle aynı fikirdesiniz öyle değil mi? Şimdi durun ve geçmiş ilişkilerinizi gözünüzün önünden tek tek geçirin.

Karşınızda nasıl bir resim var? Sorunun cevabı; “hep aynı” adamlar, “hep aynı”sorunlar, “hep aynı” sonlar değilse şaşırırım. Kadınlar olarak acı çekmeyi mi seviyoruz acaba?, yoksa acıyı mı mıknatıs gibi çekiyoruz bilemiyorum ama geçmiş aşkların gelecek aşklarımızı nasıl etkilediğine dair düşünmeye başlayınca kafamda beliren ilk soru “Geçmişte kalan ilişkilerimizde yaşadıklarımız geleceğimize nasıl yansıyor?”oluyor.

Evlilik ve Boşanma Terapisti Uzman Psikolog Gamze Eser, bu soruya şöyle yanıt veridi:“Geçmişte yaşadığımız ilişkilerden bize kalan en olumsuz miras, önyargının tabulaşması ve güven kaybı oluyor. Bir önceki ilişkide yaşanan  aldatma, nedensiz terk edilme, cinsel problemler, anne-  ve baba ya da diğer aile fertlerinin yol açtığı sorunlar, yeni ilişkiye başlarken kafalarda taşınan soru işaretleri oluyor ve tüm bunlar yeni bir ilişki için baştan temkinli olma ön yargısını oluşturuyor.

En büyük zorluk ise bir önceki ilişkide yaşanan olumsuzluğun tekrar yaşanacağı düşüncesini kafamızdan yıkmak. Aslında bu düşünceden uzak durularak yeni ilişkiye bir şans verilmesi de gerekiyor. Aksi halde aynı kısır döngü sürekli devam ediyor. Kişi yine aynı tarz ilişkileri kendine çekmeye daima devam ediyor.”

Geçmiş ilişkilerde yaşanan kötü cinsel deneyimler de yeni ilişkilere taşınabiliyor. Özellikle ten uyumsuzluğunun nedeni ise, genellikle kötü deneyimlerden kaynaklanıyor. Ruhen birbirinden çok iyi beslenen çiftler bile cinsellik söz konusu olduğunda bile sorun yaşayabiliyor. Bizler tecrübelerimizle kişiliğimizi geliştiren canlılarız. Yaşadığımız her olay bizde iz bırakıyor ve geleceğimizin şekillenmesinde rol oynuyor.

Bazı kayıtlar bizde sadece zarar veren bir nitelik taşıyabiliyor. Yaşanan olumsuz olaylardan ders almakta gerekiyor. Bunun bir travmaya dönüşmesi ise oldukça tehlikeli. Yaşam kalitenizin etkilenmeye başladığı noktada geçmişi silmek için daha çok çabalamanız şart olduğunu unutmamanız geekiyor. Psikolog Gamze Eser, bu tür durumlarda NLP ve hipnoterapinin etkin çözümler sunduğunu belirti. Bu tekniklerle kayıtlar siliniyor ve bu kayıtların yerine olumlu bir kayıt yerleştirilerek travma etkisi ortadan kaldırılıyor.

BUGÜN FARKLI BİR İNSANSINIZ!

Psikolog Gamze Eser’e göre geçmişte yaşanan kötü tecrübeleri unutamayız belki fakat yaşananlardan daha az etkilenebiliriz. Çünkü günden güne büyüyoruz, gelişiyoruz ve öğreniyoruz. Geçmişte olan bir olay o yaştaki ve o bakış açısındaki halimizi etkilemiş olabilir lakin bugün farklı bir insanız. Artık kurban rolünden kurtulup yaşamın dizginlerini ele alabiliyorsak, gelişir ve dönüşürüz.

Geçmişe takılıp kalmak, kendimize acımak, başarısızlıklarımızı geçmişte yaşadığımız olaylara veya kişilere bağlamak hem kolaycılık hem de her geçen gün daha dibe doğru gitmemize neden olan bir bakış açısı. Gamze Eser, daha derin yaşanan travmalar olduğunu ve onlar içinse; “Tecavüze ya da şiddete maruz kalan kişiler bu olayların etkilerinden kurtulmakta güçlük çekiyorlarsa psikoterapi, hipnoterapi ya da NLP ile çözüm bulabilirler” diyor.

ACABA HATA SİZDE Mİ?

İlişkilerin başında mutluluk veren “sürekli birlikte vakit geçirme” hali zamanla ilişkiye zarar veren bir unsur haline gelebiliyor. Sık sık sorunlarla ilgili konuşmak da çözüm olmuyor. Çok iyi anlaşıyor olsanız da bu durum devamlı onunla dertleşmeniz gerektiği anlamına da gelmiyor. Bu tür sorunlarınızı öncelikle, sevgilinizle değil arkadaşınızla paylaşmanız gerekiyor.

İlişkilerde yaşanan iletişim sorunlarından birisi de, karşı tarafın düşüncelerini dile getirmeden, kendi kafamızda onun yaptıklarını yanlış yorumlamamız oluyor. Varsayımda bulunmak ilişkilerin en önemli tuzağı olmakla birlikte yapılan hataların başında geliyor.

Çiftlerden birinin karşı tarafın geçmişini veya ilişkilerini sorgulaması, kendini onlarla kıyaslaması da ilişkinin sağlıklı yürümesini olanaksız kılıyor. Öz güven eksikliğinden kaynaklanan bu tür tutumlar ilişkileri bitme noktasına kadar getirebiliyor.

İlişkilerimizden artık sadece “sevgi” beklemediğimiz bir gerçek. “Rahat, konforlu ve güvenli bir yaşam sizinde hakkımız!” yeni ilişkilerin sloganı. Bu nedenle de günümüzde çiftler ilişkilerine “Deneyelim, gittiği yere kadar gider” mantığıyla başlıyor. Sonuçta, yaşanan ilk sorunda çözüm aramak yerine ilişkiyi bitirmek tercih ediliyor. İlişkilerin emek istediği gerçeği sanki unutuldu.

“Bu çağda da sağlıklı ilişkiler kurmak mümkün” diyen Psikolog Gamze Eser; “Önce kendimize sonra karşımızdakine dürüst olursak, olduğumuz gibi davranırsak, o dönemdeki gibi aşklar her zaman yaşanabilir. Sanal ilişkiler sorunlu ama gerçek ilişkiler karşılıklı sevgi ve saygı varsa sağlıklı olabiliyor. Partnerinin telefonunun şifresini bilmek, sürekli aramak ve her an nerede olduğunu bildirmesini istemek, hem güven duygusunu sarsıyor hem de kişinin özelini koruma içgüdüsünü harekete geçiriyor” diyor.

Anne ve babalarımızın ilişkileri şimdilerde artık bize peri masalı gibi geliyor. Çünkü günümüzde ilişkiler bugün başlıyor, yarın ise bitiyor. Bu sorunun en temel kaynaklarından biri de sosyal medya. Sanal ortamlarda kişiler çoğunlukla olmak istedikleri gibi görünüyor ve olduklarından farklı paylaşımlar yapabiliyorlar. İlişki kurmak için atılan adımlarda ise sanal kimlik oldukça yanıltıcı oluyor.

Yüz yüze tanışma gerçekleştikten sonra yalanlar çok sorun olmaya başlıyor. Bunun dışında toplumsal baskı ve değişim, çalışma şartları, ekonomik kaygılar gibi faktörler kişileri yalnızlaştırdığı ve bireyselleştirdiği için tahammül sınırları daha da düşük oluyor ve ilişkileri sürdürebilmek zorlaşıyor. Eskiyi unutmakta oldukça zorlanıyoruz.

Geçmişin sadece iyi yanlarını değil de, kötü yanlarını da içimizde biriktiriyor ve bir sonraki ilişkiye bu duygularla kol kola ilerliyoruz… Şimdi ise, eski ilişkilerin izlerine sünger çekme zamanı! Umarım, bu yazı size yardımcı olacak…