Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

“Ergenlik Bir Travma Olmasın”

Ergenlik döneminde, bir yetişkin olmaya hazırlanan çocuğunuz neler yaşar? ve Sizin tutumunuz nasıl olmalı?

Bir çocuk dünyaya geldiği andan itibaren sürekli bir gelişim vede değişim içindedir. İstenen ve beklenen çocuğun gelişiminin ve ilerlemesinin gerek biyolojik olarak gerekse psikolojik olarak daima olumlu ve sağlıklı olabilmesi yönündedir.

Çocuklar büyüme süreçleri boyunca ailelerini hep şaşırtırlar, bazen yaşlarından büyük davranış ve konuşma biçimleri geliştirirler, bazen akranlarından daha farklı gelişip farklı yetenekler ve beceriler sergileyebiliyorlar.

Ancak ailelerin çocukları konusunda en fazla şaşkınlığa düştükleri dönem ise “Ergenlik Dönemi” olarak tanımlanan dönemdir. Bu dönemde sihirli, karmaşık ve yorucu bir dönemdir. Hem çocukluktan çıkmaya çalışan genç için hem de ona nasıl davranacağını bilemeyen ebeveynleri için ciddi anlamda yıpratıcı bir süreçtir. Bu nedenle bu döneme özgü bazı özellikleri ve karşılaşılabilecek sıkıntıları bilmek, bu zorluklarla karşılaşıldığında da donanımlı olmak önemlidir.

ergenlik

Ergenlik Ne Demektir?
Çok bilinen anlamıyla ergenlik büyümek demektir. İnsan hayatındaki en önemli gelişim dönemi ergenliktir diyebiliriz. Çünkü kişiliğin oluşmasından, çocuğun sosyal vede toplumsal bir birey olarak var olmayı öğrenmesinden söz ediyoruz.

Ergenlik dönemi dediğimiz dönem yaklaşık olarak 12 ile 20 yaşlar arasındadır. Burada da kişiye özgü farklılıklar olabileceğini unutmamak gerekir. Bir çocuk için bu dönem 11 yaşında başlayabilirken bir diğer çocuk için 13 yaş başlama yaşı olabiliyor. Çok kesin bir zaman aralığı yoktur aslında. Ancak 20 yaş civarı sonlandığını söylemek mümkün.

Ergenlik bireyin kendisi olmayı öğrendiği, kendisini tanıma ve tanımlama becerisini kazandığı böylece kendisine toplumsal bir değer ve rol biçtiği oldukça çalkantılı bir dönemdir.

Bu dönemde bedendeki hormonal faaliyetlerin en üst düzeyde olduğunu da unutmamak gerekir. Bunu bilmek çok önemlidir çünkü o zaman çocuğumuzun ani gelişen öfke patlamalarını, kararsızlıklarını, çelişkilerini, yoğun güvensizlik duygularını ya da aşırı güven duygularını, herkese ve her şeye karşı olan isyanını, kırılganlığını, ağlama nöbetlerini, sık sık değişen arkadaşlarını, bunalımlarını daha kolay anlamak mümkün olacaktır.

Çocuğumuz gelişmekte ve inanılmaz bir hızla hormon üretmektedir. Henüz düzene girmeyen bu üretim faaliyeti sırasında ise ani iniş çıkışlar olması gayet normaldir. Ergenlik tek kelimeyle aslında çocuk için, “Karmaşa” demektir. Bu karmaşayla başa çıkmak için de biz yetişkinlerin doğru modeller olmamız vede son derece sakin, sabırlı davranmayı becerebilmemiz gerekir.

Ergenlik Dönemi Özellikleri nelerdir?
Çocuklar bebeklik dönemi sıkıntılarını atlattıktan sonra genellikle ergenlik dönemine sorunsuz ve sakin bir süreç yaşayarak ulaşıyorlar. Özellikle “Son Çocukluk Dönemi” dediğimiz 6 ile 12 yaşlar arası çok uyumlu, ailesiyle sağlıklı ilişkiler geliştirebilen ve kurallara uyan bir gelişim evresi yaşarlar.

Çocukluğun bu sakin, düzenli süreçlerinden sora, çocuklar birden bire karmakarışık fırtınalı bir döneme girilir ve ailelerin de elleri ayakları birbirine giriyor. Çocuklarına nasıl davranacaklarını, ne tür kurallar koyacaklarını bilemiyorlar. Modern yaşamın ve gelişen iletişim olanaklarının sağladığı konfor, aynı zamanda kuşaklar arası çatışmaları da belirginleştirdiğinden süreç daha karmaşık bir hal alıyor. Anne babalar, kendi ebeveynlerinin tutumu ile yeni çağın davranış biçimleri arasında bocalayabiliyorlar.

Bir konuyu çok net olarak açıklamak gerekirse; Aile içinde, ergenlikte karmaşalar ve çatışmalar yaşanması çok normaldir. Çocukluğun sakin, düzenli ve çocuksu ruh halinden artık bir yetişkin olma dönemine girilirken bazı taşların yerinden oynaması vede bazı değerlerin yerini bulması olması gereken bir sürecin sancılı adımlarıdır.

Bizler bu adımlar sırasında çocuklarımıza yol gösterici, yönlendirici olmak durumundayız. Çocuklarımız kendi kişiliklerini ve deneyimlerini oluştururken yardımcı olmak açısından dönemin özelliklerini de bilmek ve öğrenmek gerekiyor.

Ergenlik Dönemindeki bir genç neler yaşıyor? diye baktığımızda;

• Genellikle karmaşık duygular yaşar,
• Çatışmacı, uyumsuz ve öfkeli bir tavır içindedir,
• İnsanların kendisini anlamadığını düşünür,
• Yapı olarak kararsız ve çelişkilidir,
• Arkadaş konusunda sıkıntılar yaşar; Ya çok arkadaşı vardır veya hiç arkadaşı olmadığından yakınır.
• Bütün dikkati bedeni üzerindedir,
• Sürekli bir taktir bekler. Başkalarının düşüncelerine çok önem vermeye başlar,
• Her tür kurala karşı çıkar, kendi kurallarını koymaya çalışır,
• Özgürlüğüne aşırı düşkündür,
• Özellikle anneyle yoğun çatışmalar yaşanır,
• Bir gruba, bir kişiye veya bir düşünceye bağlanma duygusu ve davranışı gösterir,
• Karşı cinse karşı artan ilgi ve merak ön plana çıkar,
• Dağınık, dikkatsiz bazen saygısız davranabilir,
• Eleştiriye ya da kendisine yapılan uyarılara sert tepki verebilir,
• Derslerine ve sorumluluklarına karşı ilgisiz, duyarsız davranışlar sergileyebilir,

Yine bu dönemde gencin en çok tepki gösterdiği davranışlara baktığımızda ise;

• Alay edildiğinde,
• Eleştirildiğinde ya da haksız yere azarlandığında,
• Cezalandırıldığında,
• Baskı uygulandığında,
• Özel eşyaları karıştırıldığında ve odasına veya eşyalarına müdahale edildiğinde gençlerin çok öfkelendiklerini görüyoruz.

Ergen ile Ebeveyn İletişim Engelleri

Ergenlik dönemindeki bir çocuk artık sadece bizim küçük çocuğumuz olmaktan çıkmış ve neredeyse bir yetişkin olma yoluna doğru girmiştir. Bu dönemde çocuklarımızla olan ilişkilerimize vede özellikle iletişim biçimlerimize çok dikkat etmek zorundayız.

Onlarla sağlıklı iletişim kurmak istiyorsak eğer çocuklarımızla işbirliği yapma becerimizi geliştirmemiz gerekecek. Fakat işbirliği yaparsak bir çok sorunu uzlaşarak çözümleme şansımız olur.

Oysa genellikle ergenlik döneminde yaşanan çatışmalar çatışma olarak kalırlar ve sonuca asla ulaşmazlar. İşte bu sonuçsuzlukta çocuklarımızla aramızda aşılmaz engeller oluşturur. Bunlar da iletişim engelleridir. Pek çoğumuzun çocuklarıyla yaşadıkları iletişim engelleri olarak ise;

  • Sürekli eleştirmek, yargılamak,
  • Tek kural koyucu taraf olmak,
  • Sürekli soru sormak,
  • Çocuğu dinleme sabrını gösterememek,
  • Her davranışın altında bir anlam aramak,
  • Küçümseyici davranmak ve hafife almak,
  • Alay etmek gibi davranışlarımızı örnek verebiliriz. Maalesef ki, çocuklarımıza karşı sergilediğimiz davranışlar bunlar.

Ergenlik Döneminde Cinsiyet Farkı
Bu dönem fırtınalı, karmaşık bir dönemdir ve her iki cinsiyette de hemen hemen aynı çelişkiler yaşanmaktadır. Bedensel gelişimleri dışında kız çocuklar ile erkek çocuklar aynı süreçlerden geçerler ve pek belirgin farklılıklar gözlenmez.

Her iki cinsiyet de kendi fiziksel görünüşlerine çok önem verirler, karşı cinsin ilgisini çekmekten ve çevrelerinde de ilgi odağı olmaktan hoşlanacaklardır. Bu dönemde genellikle, ben kimim ve kime benzemeliyim sorulara yanıt aranır. Dolayısıyla çocukların önlerinde model alabilecekleri aile bireyleri olması gerekir. Kız çocukları için anneleri, erkek çocukları için de babaları bu rol için en uygun adaylardır.

Aynı şekilde kız çocukları babalarına ve erkek çocukları da annelerine müthiş bir hayranlık duygusu içinde olurlar..
Ergenlik döneminde cinsiyete göre farklılıklar çok dikkat çekici özellikler göstermez fakat dönemin süresi ve bedensel veya ruhsal gelişimin evreleri açısından farklılıklar vardır. Bir de kız çocukları bu dönemi genellikle daha rahat ve erken atlatabiliyorlar. Diğer bir deyişle kız çocukları yetişkin bir birey olma sorumluluğuna ve bilincine daha hızlı ulaşıyorlar.

Ergenlik Döneminde Anne Babalara Öneriler
Ergenlik döneminde en önemli şey sağlıklı iletişimdir vede kesin olan kuralsa, olumlu olan her davranışı pekiştirmek ve desteklemek; olumsuz olan davranışların üstünde durmamak, görmezden gelmek.
Unutmayalım ki, çocuklarımız bizim onlara verdiklerimizin ve öğrettiklerimizin yansımasıdır.

Onlar bize ayna tutarlar. Aynadaki görüntüden hoşlanmıyorsak önce kendimizi değiştireceğiz. Çocuklarımızla sağlıklı ilişkiler kurmuş ve doğru davranış modelleri oluşturabildiğimiz de çocuğumuzdan yansıyan da uyumlu, dengeli bir birey görüntüsü olacaktır.

Onu sürekli eleştirmiş,yaptığı hiçbir şeyi beğenmemiş vede ona güven duymamışsak, sürekli isyan eden ve her söylediğimize karşı çıkan bir çocuk göreceğiz. Öyleyse yaptıklarımıza ve konuştuklarımıza dikkat etmemiz gerekir. Önce biz tutarlı ebeveynler olmayı öğreneceğiz, sonra da çocuğumuzdan doğru davranışlar bekleyeceğiz.


Sağlıklı iletişimdeki en önemli yolu “ben dil” ni doğru kullanmayı becerebilmektir. Ben dili demek, konuşmalarımızda sürekli sen, sen, sen ve yine sen kelimesiyle başlayan cümleler kurmadan konuşabilmek demektir. Unutmayın, “Sen” diye başlayan her cümle yargılayıcı ve hedef göstericidir. Fakat “Ben” diye başlayan her cümle, duygu ifade eder ve işbirliği talep edicidir.


Son olarak çocuklarımızı,

  • Koşulsuz kabul ederek,
  • İlgi alanlarına vede yeteneklerine destek olarak,
  • Sorun çözümünde birlikte hareket ederek ve uzlaşmacı davranarak,
  • Duygu vede düşüncelerine saygı göstererek,
  • Her koşulda dinleyerek,
  • Güven ve sevgi vererek,
  • Onun bizden ayrı vede bağımsız bir birey olduğunun bilincinde olarak kabul edeceğiz ve seveceğiz.


Ayrıca gencin yaşadığı öfke patlamaları sırasında sakin ve soğukkanlı olmayı başararak ve ani tepkiler vermemelisiniz.
Dün koyduğumuz kuralı bu gün bozarak dengesiz ve tutarsız davranmalısınız.
Aile olduğumuzun bilinciyle çocuğumuzun da fikrini almalı ve düşüncelerine saygı göstermelisiniz.
Her zaman doğru davranamayabiliriz. Yanlışlarımız olduğunda anne baba olarak özür dilemesini de bilmelisiniz.
Çocuklarımızın er zaman istekleri ve hayalleri vardır. Biz öyle istiyoruz diye istediği her şeye karşı çıkmamalı ve gerekli hallerde desteklemelisiniz.
Mutlaka bir uğraşı olması konusunda çaba göstermeli ve onu ilgisi olan bir konuda yönlendirmelisiniz.

Anne baba olmak katı, yargılayıcı, otorite ve disiplin uygulayıcı, kısıtlayıcı, denetleyici, engelleyici, yasak koyucu, baskıcı, eleştirici, her şeye karışan, dinlemeyen çok konuşan sürekli öğüt veren, tehdit ve baskıyla istediklerini yaptıran insanlar olmak demek asla değildir. Fakat maalesef çocuklarımızın gözünden bakıldığında aynen böyleyiz.

Yapılan anketlere çocukların verdiği yanıtlardan oluşan değerlendirmeler şu şekilde olmuştur. Ergenlik döneminde tutarlı ve sağlıklı davranış biçimleri belirleyen ailelerin çocukları bu dönemi atlattıklarında ebeveynlerinin dili, dini ve siyasi görüşlerini benimseyerek ailelerinin yapılarına uygun bir kişilik ediniyorlar.

Ergenlik bir dönemdir ve ilgili, saygılı, sevgi dolu bir tutumla sağlıklı atlatılması gayet mümkündür. Burada değişmesi gerekenler sadece bizleriz. Çocuklarımız değil. Onlar yapması gereken sadece gelişimlerinin doğal süreçlerini yaşamaktır.