Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Normal doğum mu? Sezeryan mı?

Normal doğum ve sezaryen hangi durumlarda yapılır?

Uzmanların tavsiyesine göre, doğum herhangi bir gerekçe yoksa mutlaka normal yoldan olmalıdır. Halk arasında normal doğum olarak adlandırılan vajinal doğum kadınlara %75 ile 80 ‘inde rahat bir şekilde gerçekleşecektir. Geri kalan kısmında ise değişik nedenlerde dolayı sezaryen gerekmektedir.

Sezaryen nedenleri arasında anneye, bebeğe ve plasentaya ait nedenler sayılabilir. Daha önce sezaryen ile doğum yapmış olmak mutlak olmasa bile, bir sezaryen endikasyonu sayılmaktadır. Sezaryen sonrası normal doğum da yapılabilir. Ancak rahimin doğum ağrıları başlamadan yada doğum ağrıları sırasında yırtılma riski vardır. Bu nedenle sezaryen sonrası normal doğum düşünen kadınlarda çok dikkatli bir takip gerektirir.

Anneye ait sezaryen endikasyonlari arasında kemik pelvisin çok dar olması, doğumsal kalça çıkığı mevcudiyeti, herpes virus, human papilloma virüs enfeksiyonu ve bazı sistemik hastalıklar bu nedenler içinde sayılabilir.

Annenin leğen kemiği ve bebeğin başı arasındaki uyumsuzluk (sefalopelvik disproporsiyon), doğum ağrılarının etkin olmasına rağmen bebek başının inmemesi gibi (ilerlemeyen eylem), fetal distress diye adlandırılan ve bebeğe az kan ve oksijen gitmesi, bebeğin baş gelişi dışındaki diğer vücut bölgeleri ile gelmesi (makat gelişi ve yan duruşlar), plasentanın bebeğin çıkacağı rahim ağzını kapatması (plasenta previa), ve plasentanın erken ayrılması (ablasyo plasenta) gibi durumlar da bebeğe ve plasentaya ait sezaryen nedenlerini oluştururlar.

Normal doğum ise yukarıda sayılan bu nedenlerin olmaması durumunda mutlaka denenmelidir. Normal olarak planlanan her doğumun normal olarak bitmesi tabi ki mümkün olmayabilir. Doğum süreci içinde bazı endikasyonlar ile sezaryen yapmak gerekebiliyor. Normal doğum için anne adayının gebeliği sürecinde iyi bir şekilde bilgilendirilmesi ve eğitilmesi gerekiyor. Ancak bu şekilde yersiz korkular ve endişeler giderilebilmekte.

Normal doğum esnasında ağrının azaltılması amacı ile damardan ağrı kesiciler uygulanabileceği gibi epidural anaestezi de yapılabiliyor. Epidural anestezi ile yapılan doğumlarda anne çok az ağrı hissediyor. Ancak epidural anestezi annenin ıkınma hissini azaltacağından bebeğin başının çıkarılması için forseps veya vakum gibi yardımcı yöntemlere gereksinim artabiliyor.

Suda doğum, İngiltere ve Rusya’da popülarize olmuştur. Suda doğumda bir doğum küveti veya tankı kullanılıyor. Ilık su ile doldurulmuş bu küvetin içine giren anne adayı doğum ağrılarını burada çeker ve doğum da burada gerçekleştirir. Normalde insanlar karada yaşayan canlılar olarak evrim sureci içinde doğumlarını kuru ortamda yapmışlardır.

Suda doğum ılık suyun rahatlatıcı ve kasları gevşetici etkisinden yararlanmak amacı ile ortaya atılmış bir yöntem olmakla birlikte normal doğum ve epidural anestezi ile normal doğum ile kıyaslandığı çalışmalar henüz mevcut değildir. Bu sebeple suda doğumun anne adayında daha az ağrıya neden olduğuna dair objektif bir bulgu şuana kadar yoktur. Ayrıca son zamanlarda yayınlanmış çalışmalarda suda doğan bebeklerde akciğerlere su girmesi sonucunda boğulma ve yeni doğan bakım ünitesine gereksinim artması da görülmüştür.

Bebeğin hızlı bir şekilde suyun altından çıkarılırken kordon kopması olguları da bildirildi. Bu gibi komplikasyonların olma riski suda doğuran kadınlarda anlamlı olarak daha fazladır. Yararlarının tam olarak kanıtlanmamış olmasıyla beraber potansiyel yan etkileri ve komplikasyonlarının olması nedeni ile suda doğuracak olan anne adaylarının konu hakkında tam olarak bilgi sahibi olmaları ve buna göre karar vermeleri gerekmektedir..