Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

depresyon

Anne Depresyonu Bebek Sağlığını Riske Atıyor

Anne Depresyonu Bebek Sağlığını Riske Attığını Biliyor musunuz?

Doğum sonrası depresyon ile ilgili bilmeniz gerekenleri Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak sizler için anlattı.

Annelik hüznü yeni anneler arasında oldukça yaygın oluyor. Doğum sonrası depresyon yaklaşık yedi kadından birini etkiliyor ancak, beş kadından biri semptomları hakkında sessiz kalıyor ve bu nedenle tedavi edilemiyor. Doğum sonrası depresyon nadiren kendiliğinden kayboluyor. Bu durum, çocuğunuzun doğumunu müteakip günler yada aylar sonra ortaya çıkabilir ve tedavi edilmezse haftalar hatta aylarca devam edebilir.

Doğum sonrası depresyonun tedavi edilebilir bir psikolojik bozukluk olduğunu belirten Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Başkak, depresyonla başa çıkmanızı sağlayacak güzel bilgiler verdi.

Bebeğinizle mutlaka güvenli bir bağ oluşturun

Ebeveynler vede çocuklar arasında oluşan güven sağlıklı duygusal bağlanmanın temelidir. Başarılı bir bağlanma, çocuğun tamamen gelişmesi için kendisini güvende hissetmesini sağlar ve böylece bu bağ hayatları boyunca iletişim kurma ve ilişki kurma biçimlerini etkileyecektir.

Güvenli bir bağ kurmak, çocuğunuzun maddi veya duygusal ihtiyaçlarını karşıladığınızda (onları yerden kaldırdığınızda, onları yatıştırdığınızda ve ağladıklarında onları rahatlattığınızda) zamanla oluşur. Güvenilir kaynak olmak çocuğunuzun kendi duygu vede davranışlarını nasıl yöneteceğini öğrenmesine olanak tanır ve bu da bilişsel gelişimlerini güçlendirmeye yardımcı olur.

Doğum sonrası depresyon erken bağlanma üzerinde önemli bir etkiye sahip olabilir, duygusal bağlanmayı zorlaştırabilecektir. Bu da hem bebeğinize hem de kendinize bakma yeteneğinizi engelleyecek. Ebeveynle güvenli, güçlü bir bağ kuramayan çocukların davranışsal vede eğitsel problem yaşama olasılığı artırıyor. Bebeğinizle bağ kurmayı öğrenmek hem size hem de bebeğinize fayda sağlar.

Bebeğinizle olan yakın temas, oksitosin, “aşk” veya “sevgi” hormonu salgılamamızı sağlar. Oksitosin düzeyinde bir artış ise, kendinizi daha mutlu, daha bakımlı ve başkalarının duygularına duyarlı hissetmenizi sağlar ve bebeğinizin sözsüz ipuçlarını daha kolay tanımanızı sağlar.

İşte bebeğinizle bağı güçlendirmenin bazı yolları:

Cilt teması: Çocuğunuzu emzirerek veya biberonla besliyor olsanız bile cildinizin onunkiyle temas halinde olmasını sağlayın. Cilt teması hem sizin rahatlamanızı hem de bebeğinizin rahatlamasını sağlayacaktır. Aranızdaki bağı geliştirilir. Cilt temasının ilave faydaları arasında, uzun süre uyku vede uyanıklık dönemleri, soğuk stresin azalması, kilo alımının iyileşmesi, beyin gelişiminin iyileşmesi, ağlamanın azalması ve hastaneden daha erken çıkmak sayılabilir.

Bebek masajı: Dokunma, çocuğunuzun gelişiminin önemli bir parçasıdır vede bağlanma sürecini desteklemeye yardımcı olur. Bebek masajının, doğum sonrası depresyonu olan annelerde semptom şiddetini azalttığı da gözlenmiştir.

Gülümseme: Bebeğiniz büyük olasılıkla refleks gülümsemesini kaybedecek ve size 6 ila 12 haftalık bir süre içerisinde ilk gerçek gülümsemesini size gösterecektir. Araştırmalara göre, bir anne bebeğini gülümsediğini gördüğünde beyninin ödülle ilişkili olduğu alanların aydınlandığını bulmuştur.

Bebeğinizi yüzünüzden yaklaşık 8 ile 12 cm uzakta tutun (böylece sizi görebilirler) ve onlara geniş bir gülümseme verin. Bu gülümsemeyi pekiştirmek için mutlu bir tonda onlara sıcak bir “merhaba” sunmalısınız.

Şarkı söylemek: Tempoya, anahtara, bir çıngırağa, sesinizin güzelliğine bağlı olmaksızın bebeğinize şarkı söylemek pek çok avantaja sahiptir. Çocuğunuzun şarkıyla etkileşim kurması, onlara bir kitap okumak yada oyuncaklarla oynayarak onların dikkatini çekmeniz kadar etkilidir. Söylediğiniz şarkıyı dinlemeleri, kaydedilmiş bir şarkıyı dinlemelerinden kat be kat daha iyi olacaktır.

Bebeğinize şarkı söylemek, onlara dikkatini çekerek ihtiyaç duydukları duyu uyarılmalarını sağlamakla kalmaz aynı zamanda sizi ebeveyn olarak güçlendirerek depresyonla ilgili olumsuz düşüncelerden kurtulmanızı sağlayacağını unutmamalısınız.

Kendinize iyi bakın

Kendinize iyi bakmak doğum sonrası depresyonun hafifletilmesi yada önlenmesinin en iyi yollarından biridir. Basit yaşam tarzı seçimleri sağlığınızı ve ruh halinizi geliştirebilir ve kendinizi daha iyi hissetmenize yardımcı olacaktır.

Omega 3: Somon gibi yağlı balıklarda bulunan omega 3 bakımından zengin yiyeceklerin tüketilmesi doğum sonrası depresyon riskini azaltabiliyor. Hatta doğum sonrası depresyon için potansiyel bir alternatif tedavi olabilir.

Şekerleme: “Mutlaka bebeğin uyurken uyu” ifadesi, yeni ebeveynlere tavsiyelerde bulunanlar tarafından genellikle kullanılan bir deyimdir. Bu deyim ebeveynlerin genellikle kulak asmadığı türden bir deyimdir. Neticede yeni doğan bir bebekle uğraşırken, hemen herhangi bir anda uyumak oldukça zordur. Doğum sonrası depresyon ile yaşayan kadınlar genellikle uykusuzluktan şikayet ediyorlar.

Daha fazlası, uyku kaliteleri ne kadar düşükse depresyon da o kadar şiddetlidir. Siz uyurken bebeğinize bakabilecek aile yada arkadaşlarınız varsa, yardımlarını mutlaka listeye eklemeyi unutmayın.

Günışığına çıkın: Güneş ışığına ve temiz havaya maruz kalmanız modunuzu önemli ölçüde artıracaktır. Her gün en az 10 ile 15 dakika boyunca dışarı çıkmayı hedefleyin.

Kendinizi şımartın: Annelik görevinize biraz mola vererek kendiniz şımartmak için küçük adımlar atın mutlaka. Favori şovunuzu takip edin, köpük banyosu yapın veya yatıştırıcı kokulu mumlar yakın.

Yavaşça rutinli egzersizler deneyin

Çalışmalar, fiziksel aktivitenin doğum sonrası depresyonla mücadelede yardımcı olabileceğini gösteriyor. Doğum sonrası depresyon döneminde egzersiz yapmak, depresyon semptomlarını hafifletmenin yanı sıra daha iyi bir psikolojik refaha ulaşmak için verimli bir yoldur.

Egzersiz, abdominal kasları güçlendirmeye yardımcı oluryor, stresi azaltır, daha iyi uyku sağlar ve enerjinizi artırır. Sağlıklı vajinal bir doğum yaptıysanız doğumdan birkaç gün sonra hafif tempoda egzersizlere başlayabilirsiniz.

Komplikasyonlarınız yada sezaryen doğumlarınız varsa, ne zaman egzersiz yapmaya başlayabileceğiniz konusunda doktorunuza danışın. Yürüme iyi bir başlangıçtır. Ayrıca yürürken bebeğinizi yanınızda taşıma imkanınız da vardır. Günde yaklaşık 20 ile 30 dakika aktif olmayı hedefleyin. 10 dakika boyunca bile egzersiz yapmanız vücudunuza faydalı olur.

Bir spor salonuna gitmek ilginizi çekmiyorsa eğer o zaman evinizdeki konfor ve mahremiyet içerisinde yapabileceğiniz birkaç fitness DVD’si ve çevrimiçi fitness programını denemelisiniz..

Bir destek ağı oluşturun

Ülkemizde hala anneanne ve babaanne desteği imkanlarının mevcut olması bebeğin sorumluluğunu büyüklerle veya eşle paylaşma olasılıklarımızı çoğaltıyor. Bu desteği en azından kritik dönemlerde sağlamak çok önemli olabiliyor

İnsanlar sosyal varlıklar olup başkalarıyla etkileşim halindedirler. Olumlu sosyal etkileşimlere ve duygusal desteğe sahip olmak, stresin azalmasına yardımcı olup, yaşamın zorluklarıyla başa çıkmada koruyucu bir faktör olabiliyor

Yeni anneler bazen kendilerini yalnız hissetmektedirler vede bu da onları bunaltabilir. Araştırmalara göre, yalnızlığın sancılı izolasyon duygularına yol açtığını, insanları başkalarından kopardığını ve aidiyet duygusunu gölgelediğini göstermiştir.

Yalnızlık, yüksek tansiyon, azalmış bağışıklık, uyku sorunları ve kalp hastalığı risk faktörleri ile de bağlantılıdır. Başkalarından sosyal ve duygusal destek almak, benlik saygısını ve bağımsızlık duygusunu artırarak, sorunlarla kendi başınıza daha iyi başa çıkmanızı sağlayabilecektir.

Bazı insanlar komşuları, iş arkadaşları veya ebeveynlik grupları yada anne ve baba sınıflarında tanıştıkları bir kaç kişiyle aralarında güven ve dostluk ilişkileri kurabiliyorlar. Annelikte benzer bir geçiş yaşayan diğer kadınları arayın mutlaka. Başkalarının aynı hisleri, endişeleri ve güvensizlikleri paylaştıklarını duymak sizi rahatlatacaktır.

Öncelikli tedavi yöntemi psikoterapi

Kendi kendinize yardım etmeyi denediniz, yaşam tarzı değişikliği yaptınız veya destek aldığınız halde de iyileşme yaşamadıysanız, mutlaka bir klinik psikoloğa veya psikiyatra müracaat edin. Tercih edilecek öncelikli tedavi yönteminin psikoterapi olduğunu hatırlayın vede mecbur kalmadıkça ve doktorunuz şart görmedikçe, öncelikle psikoterapiyi tercih edin.

Depresyonunuz şiddetli yada diğer tedaviler belirtilerinizi iyileştirmediğinde antidepresanlar önerilebilir. Emzirme dönemindeyseniz eğer ilaçlarınızı reçete ederken doktorunuz bunu hesaba mutlaka katacaktır.

Unutmayın ki, doğum sonrası görülen depresyonda hiç kimsenin suçu yoktur. Bu tedavi sadece gerektiren tıbbi bir durumdur. Doğum sonrası depresyon, doğumdan hemen sonraki stresli dönemi daha da zorlaştırabiliyor. Depresyonunuzu yönetmekle ilgili ne kadar erken yardım alırsanız annelik zevkine o kadar çabuk varabileceksiniz ve unutmayınki sadece bu duyguları yaşayan siz değilsiniz..

hthayat.haberturk.com

Daha farklı bilgiler için;https://www.e-psikiyatri.com/dogum-sonrasi-depresyonu-26055