Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Güneşten korunurken sık yapılan 10 hata

Güneşten korunurken sık yapılan 10 hata

Güneş koruyucuları plajda sürme veya  rastgele bir ürün seçmek… Ayak vede kulakları ihmal etmek… Bu alışkanlıklar güneşin zararlı etkilerinden korunduğunu düşünenlerin yaptığı hatalardan sadece birkaçıdır. 

Güneşin insan için çok sayıda olumlu etkisi olsa da, zararlı ultraviyole ışınlarından doğru şekilde korunulmadığı zaman güneş yanığı, erken cilt yaşlanması, lekeler vede cilt kanseri gibi pek çok önemli sorun kaçınılmaz oluyor. Peki ama güneşten korunmaya çalışırken hangi hataları yapıyorsunuz? Doğru sandığımız yanlışlar nelerdir? Dermatoloji Uzmanı Dr. Funda Güneri, güneşten korunurken en sık yapılan 10 hataya dikkat çekti, doğrularını bize anlattı. İşte o hatalar;

Güneş koruyucuyu plajda sürmek: 

Güneşten korunmak isterken en sık yapılan hatalardan biri, güneş kreminin plajda sürülmesidir. Çünkü kremin ciltten emilip koruyucu özelliğinin başlamasına kadar ortalama 30 dakikaya ihtiyaç duyuluyor. Bu sebeple en ideali kremi dışarı çıkmadan 20 ile 30 dakika önce, mümkünse ayna karşısında ve giyinmeden önce sürmeniz. Koruyucu kremi yeterli miktarda sürmeye de özen göstermelisiniz. Sprey tarzındaki ürünleri uygulama sırasında solumayın, yüz vede vücut için krem veya losyon formunu tercih edin.

Güneş koruyucuyu rastgele seçmek: 

Güneşten korunma ürünleri; fiziksel, kimyasal vede ikisini de içerenler olmak üzere üç tipe ayrılıyor. Fiziksel koruyucular ciltte bariyer oluşturuyorlar. Yoğun güneşte kalmak zorunda kalındığında, alerjik yada hassas ciltlerde, çocuklarda ve hamilelerde tercih ediliyor. Aknesi olan kişilerin su bazlı güneş koruyucu ürünleri kullanmaları gerekmekte, yağlı ürünler gözenekleri tıkayıp, yeni sivilcelerin oluşmasına zemin hazırlayabiliyor.

Kuru cildi olanların da cilde aynı zamanda nem sağlaması için krem formunu tercih etmelerinde fayda vardır. Lekelenmeleri olanlar da yoğun kapatma özelliği olan vede ten rengindeki SPF 50 fondöten tarzı dermo kozmetik özel ürünleri seçebilirler.

Deniz vede havuzda uzun süre vakit geçirenler, açık havada spor yapanlar ve terlemeye meyilli kişiler suya dayanıklı anlamında waterproof özelliği olan koruyucu kullanmalılar. Çünkü bu ürünler suda kalındığında yada ıslanıldığında koruyucu etkilerini 40 ile 80 dakika sürdürebiliyorlar.

SPF 30 içeren bir koruma ürünü ışınların yüzde 97 sini bloke ederken, SPF 50 yüzde 98’ini engelliyor. Bu sebeple 50 faktör üzerindeki güneş koruyucuları seçmek şart değil, çünkü koruma süresini uzatmıyor.

Düzenli aralıklarla sürmemek: 

Sabah sürülen bir güneş koruyucunun, gün boyu etkisinin devam ettiğini düşünmek yapılan en sık hatalardan biridir. Oysa güneş koruyucuları ultraviyole ışınlarının yoğun olduğu dönemlerde 10 ile 16 saatleri arasında 2 saatte bir uygulamak gerekiyor. Ayrıca havuza yada denize girildiğinde bu süreci beklemeyip, uygulamayı yenilemek şart.

Dudak vede göz çevresine özel bir ürün kullanmamak: Sanılanın aksine vücudumuzdaki diğer bölgeler gibi dudak vede göz çevresi de ultraviyole ışınlardan etkileniyor. “Dudakta, derimizdeki gibi koyulaşarak kendini koruma özelliği de olmuyor vede sürülen kremler SPF’li dudak kremi değilse çok çabuk etkisini yitiriyor.” uyarısında bulunan Güneri, sözlerine şöyle devam ediyor;

“Dudak bölgesi daha korunmasız olduğu için ürünlerin deriye göre daha sık tekrarlanması gerekmekte. Göz çevresi ise oldukça hassas bir doku olduğu için bu alan özel stick tarzı ürünlerle korunmayı gerektiriyor aslında. Aksi taktirde krem buharlaşarak etkisini yitirebiliyor yada terle birlikte gözde yanma ile yaşarma ya da göz çevresinde ciltte kuruma ve hassasiyet oluşturabiliyor.”

Ayaklar, kol altları, ense ile kulakları ihmal etmek; Güneşten koruyucu uygulamasında ayaklar, kol altları, ense ile kulaklar ise ihmal edilebiliyor. Oysa bu alanlara da güneş koruyucu sürülmesi gerekmekte. Saçlar dökülmüşse sprey tarzında şeffaf bir güneş koruyucu kullanmak uygun olacaktır, bu ürünler rahatsız edici bir krem tabakası oluşturmayıp, yağlanma da yapmıyorlar.

Lekelenme vede kırışıklar yaşı gösterdikleri için ellere de ara ara güneş koruyucu sürmeyi ihmal etmemek gerekiyor.”

Güneş koruyucu kremleri uzun yıllar kullanmak; 

Güneş koruyucu ürünleri paketi açmamışsanız 3 yıl içinde tüketmeniz gerekiyor. Uygun koşullarda sakladığınız krem yada losyonları açtıysanız en geç bir sonraki yıl tüketmeniz gerekiyor. Ayrıca ısıyla etkileri azalacağı için ürünleri arabada yada güneş altındaki plaj çantasında tutmayın.

Evde veya arabada güneş koruma ürünü sürmemek: 

Güneş ışınlarının ultraviyole A dalgaları pencere vede perdeler ile araba camından geçiyor. Bu sebeple cildin yaşlanmasıyla ilgili cilt kanseri gelişimi açısından iç ortamlarda da etkileniyoruz. Dr. Güneri, iç ortamlarda SPF’si 15 olan bir ürünün yeterli olacağını belirterek, “Ancak ürünün UVA korumasının da olduğuna dikkat etmelidir.

Evde terlenmeyeceği vede suya girilmeyeceği için farklı teknolojiyle geliştirilmiş olan ve 8 saat gibi uzun süre koruyan ürünler de kullanılabilir” dedi.

Gölgede güneş kreminin gereksiz olduğunu düşünmek: 

Şemsiye altında olsak da ışınlar plajda kumlardan, ayrıca deniz vede havuz kenarında da sudan yansıyarak bize ulaşıyor ve ışınların yüzde 34’üne maruz kalıyoruz. Kapalı havalarda güneşi görmüyor olsak bile zararlı UV ışınlarının yüzde 80 bulutlardan süzülüyor ve derimizi etkiliyor.

Bronzlaşınca koruyucuya ürünü bırakmak: 

Güneş altında yapılan hatalardan biri de, bronzlaşınca ürünü bir kenara bırakmak… Bir başka önemli hata da koyu tenlilerin krem sürmemesidir. Koyu tenlilerde cilt kanseri daha seyrek görülse de yine de koruyucu ürünleri kullanmalı vede riske girmemelisiniz. Çünkü bronzlaşma yada koyu ten güneş yanığını önlemeyeceği gibi, kronik olarak ışınların etkileri cildi yıpratıyor ve yaşlanma sürecini hızlandırıyor.

Vücut ürününü yüze de uygulamak: 

Yüz için kullanılan güneş koruyucu ürünler irritasyon yapmayan tarzda formüle edilmişlerdir. Yağ oranı akneye neden olmayacak düzeyde oluyor. “Eğer akne yada alerjiye yatkın bir cildiniz varsa, vücut ürünlerini yüzünüze kullanmamanız gerekiyor” uyarısında bulunan Dermatoloji Uzmanı Dr. Funda Güneri,

“Çünkü alkol içeren sprey tarzı koruyucular yüz derisini kurutuyor vede egzamaya yada tahrişe neden olabiliyor. Bu yüzden cildiniz kuru ise krem, yağlı ciltler ise losyon tarzında ve su bazlı güneş koruyucuları tercih etmelisiniz” diye konuştu.

Sadece koruyucu kullanmak yetmez: 

Cilt yaşlanması vede cilt kanserinde; deride daha derine nüfuz eden ve tüm yıl ve gündüz saatlerinde devamlı maruz kaldığımız için ultraviyole A ışınının payı daha çok oluyor. Ultraviyole B ışınının ise cildi yaz döneminde vede özelikle de 10.00 ile 16.00 saatleri arasında etkilediğine dikkat çeken Güneri,

“Güneş koruyuculardaki SPF oranı ultraviyole B koruyuculuğunu gösteriyor, bu ssebeple kremin üzerinde ayrıca UVA koruyuculuğu da var mı kontrol etmemiz gerekiyor. Hiçbir güneş koruyucu ultraviyole ışınların tüm dalga boylarını bloke ederek yüzde yüz koruma sağlamıyor. Bu sebeple güneşli günlerde koruyucu giysiler, şapka vede gözlük, pencere koruyucuları gibi ek önlemler almamız da çok önemlidir” dedi.

 

kaynak:ntv.com.tr