Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Baba ile ilişki, çocuğun geleceğini belirliyor

,

Baba ile ilişki, çocuğun geleceğini belirliyor vede yaşamına şekil veriyor

Ebeveynlerin aile içindeki davranışları, çocukların kişisel gelişimi üzerinde büyük rol oynamakta. Uzmanlara göre “baba” figürü, çocuğun ruh halinin şekillenmesinde en önemli faktörlerden biri.

Şiddet gösteren bir baba, çocuklarının da şiddete yatkın şekilde yetişmesine sebep olurken, gücünü sevgisi ile gösteren baba ise çocuklarının sevgi dolu ve özgüvenli bireyler olarak yetişmesini sağlıyor.

Çocuğun ilk modelinin anne vede baba olduğunu vurgulayan Klinik Psikolog Serkan Elçi, babanın ailedeki rolüne ve çocuğun gelişimi üzerindeki önemine dikkat çekti. Çocuğun ebeveynlerini taklit ettiğini vede onlar gibi olmaya gayret gösterdiğini ifade eden Elçi, baba ve çocuk ilişkisinin, çocuğun geleceğindeki etkisi hakkında şunları söyledi;

“Evde sorunlar karşısında şiddete uğrayan bir anne varsa eğer, erkek çocuk da sorun çözme yönteminin bu şekilde olduğunu öğrenir vede kendi kurmuş olduğu ailesinde de benzer şekilde davranışlar sergileyebilir.

Kız çocuk için ise erkeklerin güvenilmez, zarar verici bir cinsiyet olarak algılanabilir, adil dünyaya karşı olan temel güvenini yitirmesine sebep olabilir.

Babadan göremediği sevgi vede şefkati görmek için, kendinden yaşça büyük kişilerle duygusal ilişki kurarak sağlamaya yönelebilir. Koruyan, kollayan, gücünü şiddet ile gösteren değil de, sevgi ile perçinleyen bir babanın evlatları da kendi kuracakları yuvada benzerlerini göstereceklerdir. Bu da aslında dünyanın daha yaşanılabilir olmasında ebeveynlerin rolünün ne kadar büyük olduğunu da göstermektedir.”

ÇOCUK, DIŞ DÜNYAYI İLK KEZ BABASIYLA FARK EDİYOR

Bebeğin dünyada bir başkasının da olduğunu fark ettiği ilk kişinin “baba” olduğunu belirten Dr. Serkan Elçi, “Çoğunlukla bu anne olarak bilinir ama bebek kendisi ile annesini bir ‘bütün’ olarak görür. Dolayısıyla babanın aktif varlığı, dış dünyaya karşı ilk tanışmayı, haliyle dünyanın güvenilecek bir yer olduğunu ona gösterir. Diğer insanların varlığı, babadan almış olduğu sevgi, olumlu iletişim vede koşulsuz kabulle paraleldir” dedi.

BABA İLE İLETİŞİMİ OLMAYAN ÇOCUK, PAYLAŞMAYI ÖĞRENMEKTE OLDUKÇA ZORLANIYOR 

Aile içinde tek iletişimi anne ile olan çocuğun paylaşmayı öğrenmekte güçlük çekeceğini vurgulayan Klinik Psikolog Elçi, şöyle devam etti;

“Kendisini anneden ayrı bir birey olarak görmeye başladığında, ilk paylaşım baba ile birlikte anneyi paylaşmak olacaktır. Kardeş olduğu zaman paylaşım öğrenilmekten ziyade, olumlu aile ilişkilerinin kurulduğu, sevgi haritalarının oluşturduğu bir aile de pek tabii paylaşımı öğretecektir. Freud’a göre cinsel kimliğin gelişimi 6 yaşa kadar tamamlanmaktadır. Bu yaşlar içerisinde erkek çocuk babayı, anneyi elde etmek için rakip olarak gördüğünü ifade edilmektedir.

Ama babaya olan sevgisi ve onu daha güçlü bir figür olduğunu düşünmesiyle birlikte “özdeşim” kurma başlar ve rekabet yerini hakikatle doldurur. Yine aynı kuram, anneden güveni, babadan güç vede kontrolü öğrendiğini iddia eder. Bu kontrolün sağlayacağı ilk figürün yani babanın tutarsız davranışları, gelecekte kuracağı ilişkileri de oldukça zedeleyecektir.”

BABA İLE KURULAN SAĞLIKLI İLİŞKİ, RUH HALİNİ İYİLEŞTİRMEKTEDİR

Baba ile kurulan sağlıklı ilişki ile sağlıklı bir ruh halinin meydana geldiğini dile getiren Dr. Elçi, “Sadece çocukluk dönemi değil, yetişkinlikte de iletişimin kuvvetli olması birçok sorunun üstesinden gelmeye yardımcı olmaktadır. Her zaman desteğini, varlığını hissettiren, koşulsuz sizi kabul edecek birinin olduğunu bilmek, olumsuzluklar içerisinde de babadan duyulacak olan “yanındayım” kelimesinin ne kadar büyük anlam taşıdığını unutmamak gerekmektedir” dedi.

BABADAN TAKDİR GÖRMEK, ÇOCUĞUN ÖZGÜVENİNİ OLDUKÇA ARTIRIYOR

“Her çocuğun gözünde baba güçlü, her işin üstesinden gelen ve dünyanın en zeki insanıdır. Babayı bu kadar kutsallaştırmış biri, ondan takdir gördüğü zaman girmiş olduğu her işinde “üstesinden gelebileceği” mesajını alır” diyen Uzman Dr. Elçi, bu durumun çocuğun kendine olan güvenini artıracağını vede hem sosyal hem de akademik yaşantısında faydalarını göreceğini vurguladı.

ÖZGÜVENİ DÜŞÜK OLAN KİŞİ, MUTLU OLMAKTA ZORLANIYOR

Özgüven vede mutluluk kavramlarının birbiriyle paralel olduğunun altını çizen Uzman Serkan Elçi, “Özgüveni düşük olan birinin mutlu olması pek mümkün değildir. İnsanı nelerin mutlu ettiğini bir düşünelim; mesleki yada akademik başarılar, olumlu sosyal, duygusal ilişkiler en temelleridir. Haliyle özgüven sahibi olan kişi, mutluluğun da anahtarını edinmiş oluyor” diyerek özgüvenin önemine dikkat çekti.