Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Okullarda Mecbur Bırakılan “Zorunlu Bağış” sistemi

Okullarda mecbur bırakılan zorunlu bağış ve daha fazlası…

Milli Eğitim Bakanlığının her yıl yaptığı gibi bu yıl da 2019 yılı için de “zorunlu bağış alınmaması” konusunda genelge yayınladığını düşünmekteyim.

Son zamanlarda velilerden okullarda adı “kayıt parası” olmasa bile  “okul aile birliğine zorunlu bağış” toplanmakta ve velilerin bu konu hakkında zorlandığını duymuştum…

Ama gerek Anayasa’mız da esaslar, Milli Eğitim Bakanlığı’nın genelgeleri doğrultusunda okul idarelerinin bu tarz zorunlu dayatmalarının olması yasal değildir.

 Peki! Zorunlu bağışlar  neden toplanıyor?

Her kayıt döneminde toplanan zorunlu bağışlar, elbette kişisel harcamalarda kullanılmamakta. Bu paralar makbuz karşılığında alındığından veya belirlenen okul aile birliği hesabına yatırıldığından zorunlu olarak okul ihtiyaçları için kullanılmakta olduğunu düşünüyorum.

Milli eğitim bakanlığının okulların ihtiyaçlarını günümüz koşullarına göre karşılayamadığı için, okulların bu tarz yöntemlere başvurduğunu düşünmekteyim… Ama her ne olursa olsun “isteyerek gönüllülük” dışında talep edilen ücretlerin yasal olmadığını da düşünüyorum…

Bizzat yaşadığım olaylar

Özel yetenekli çocuğunuz var ise, özellikle istenmiyorsunuz…

İşte bir anne olarak İstanbul, Beylikdüzü’nde yaşamaktayım. 2015 doğumlu oğlum için anaokul veya (Kreş) arayışı içindeydim. Çünkü çocuğumun çok farklı dillerde, dil gelişimini fark edince Beylikdüzü RAM (Rehberlik ve Araştırma Merkezi) merkezine başvurduk. RAM merkezinin tarafsız ve güvenilir bir kurum olduğunu biliyorum. Neticede;

Özel eğitim değerlendirme kurulu raporuna göre; eğitsel değerlendirme tanısı ile “Zihinsel özel yetenekli birey” olduğunu öğrendik. Ram merkezi tarafından çocuğun ihtiyaçları doğrultusunda sosyal tarafının desteklenmesi amacıyla, özel yetenek-kaynaştırma /bütünleştirme yoluyla eğitim uygulamalarından faydalanması gerektiğini öğrendik. Bu nedenle de Eylül 2019 yılında tam zamanlı okul öncesi eğitim hayatının başlaması gerektiği bilgisini aldık.

Çevremdeki özel okulları araştırdım önce. Yıllık ücretleri, servis ücretleri, yemek ücretleri derken şuan ödeyebileceğim rakamın çok üstünde. Daha sonra bir  arkadaşımdan bölgede çocuğa faydalı olabilecek devlet okullarının olduğunu öğrendim. Okul öncesi öğrencisi ve raporu olduğu için ikametgah taşıma problemim olmadığını bildiğimden araştırmaya başladım.

Öncelikli olarak; eğitimde iyi olduklarını öğrendiğim bir ilk okul ile görüşmesi için bir yakınımı göndererek bilgi almasını istedim. Kayıt için 12.000tl ikametgah taşımazsam, 4.500 tl ise ikametgahım Büyükşehir’de olması kaydıyla kayıt işleminin olacağı bilgisini aldım… Daha sonra çevredeki kişilerle konuşmamız neticesinde bu işlemin 8.500 tl ikametgah dışı, yine 4.500tl okulla aynı yerde yaşıyor olduğunuzu kanıtladığınız taktirde kaydınızın yapıldığını öğrendim.

Peki Okul öncesinde ve özel yetenekli raporu olan çocuğum için ikametgah taşımak zorunda mıydım?

Bildiğim kadarıyla “hayır”

Daha sonra bizzat görüşmek için ana okula gittim. Görevli öğretmen bana önce çocuğun bilgilerini sorduktan sonra, kayıt yapamayacaklarını söyledi. Neden? diye sorduğumda;

  • İkametgahınız burada değil (farkı bir mahallede).

Peki, diğer mahallelerden servisle yada kendi imkanlarıyla gelip giden öğrenciniz yok mu? Diye sorduğumda cevap alamadım.

  • Çocuğunuz üstün yetenekli, zaman zaman birebir çalışmak lazım.

Peki, üstün yetenekli çocukların eğitim alma hakkı yok mu? Siz neden özellikle istemiyorsunuz? Yine cevap alamadım… Diğer  sorularım da yanıtsız kaldığın da “yer yok” cevabını aldım…

Bu demek oluyor ki, kayıtta sadece ücret ödeyen değil, öncelikli kişilerin çocuklarının kaydı yapılıyor.(tanıdıklar,eş,dost,belki komşu vs.) Neticede Milli Eğitim Müdürlüğünü aradım. Görüşmeye gittim, ilk gün görevli müdür yardımcısı ile görüşemedim. İzinde ya da dışarda net bilgi yok. Birkaç gün sonra tekrar gittim. Görüştüm. Müdür yardımcısı gayet kibar bir şekilde karşıladı ve konuşmaya başladık.

Yaşadıklarımı anlatınca kesinlikle onaylamadı ve kabul etmedi. Okul müdürünün çok iyi biri olduğundan bahsetti. Okul öncesi öğretmeni yerine bir başkasıyla konuşmuş olabileceğimi iddia ettiği.“Hayır”dedim. Sonuçta amacımın çözüm aramak olduğunu, sorun üretmek istemediğimi, yetkililerinde çözüm bulacağını düşündüğümden dolayı orada olduğumdan bahsettim.  Beni, Milli Eğitim’e bağlı başka bir ana okuluna yönlendirdiler.

Gittim. Tabi bu süreç içinde oğlum hep yanımda ve biz her yere yürüyerek gitmek zorundayız. Çünkü bahsettikleri yerlerden “hemen gidin çok yakın” diye bahsediyorlar… yaklaşık 2km ye yakın bir mesafe yürüdükten sonra anaokulu bulduk. Sıramızı bekledik, Müdür hanımla konuşmaya durumumu anlatmaya başladım.

2014 doğumlu çocukları öncelikli alacaklarını ancak yer kalırsa belki benim çocuğumun kaydı yapılabileceğini (nazikçe hayır demenin yöntemi) “çok yakında” olan 75.yıl Kız Meslek lisesinin müdür yardımcısının benimle ilgilenebileceğini söyleyerek bizi gönderdiler. Oğlum ve ben “çok yorumdum anne” demesine rağmen “yakınmış oğlum gidelim mi?” Soruma “Evet” yanıtı almam ile biz yine yürümeye başladık..

Haritadan gördüğüm kadarıyla “çok yakın hemen gidin dedikleri” mesafe 850m.yine yürümeye başladık çünkü etrafta herhangibi bir taşıta rastlamadık. (taksi,dolmuş vs.) sonunda okuldayız.. Güler yüzlü, belli ki donanımlı Müdür yardımcısı ile görüşmeye başladık. Bana çocuğun kaydını 15 temmuzdan sonra alabileceğini, ellerinden geleni yapabileceklerini anlattı.

Çocuğun raporuna bakınca “kaynaştırma ve bütünleştirme” yoluyla bulundukları yerde, zaman zaman birebir eğitim veremeyeceklerini de açıkça ifade etti. Böylece gittiğim her kurum ilgilenmedi ve bir başkasına yönlendirmiş oldu. Sonuçta, yaklaşık 10 gündür çocukla beraber çektiğim çileye mi üzülsem, eğitim sisteminin öncelikli kişiler sistemine dönüştüğüne mi üzülsem, bugünkü ortamda ne yapacağımı mı bilemediğime mi üzülsem bilemiyorum. İşte bizim eğitim gerçeğimiz..