Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Aşırı kıskançlık ilişkinin kanseridir!

“Kıskanıyorum çünkü aşığım…” diyenler bur da mı?

Kıskançlık ile ilgili merak ettiğiniz her şeyi Uzman Klinik Psikolog ve Hipnoz Uzmanı Mehmet Başkak bizim için açıkladı.

kıskançlık

Türk Dil Kurumu, kıskançlık kelimesini “Bir kimse bir üstünlük gösterdiğinde yada sevilen birisinin, başkası ile ilgilendiği kanısına varıldığında takınılan olumsuz tutum” olarak tanımlıyor. Aslında bu “olumsuz tutum'”un altında sandığınızdan daha derin anlamlar yatmakta.

Sevgilimizi veya eşimizi neden kıskanırız?

Kıskançlık özgüven ile ilgili bir sorun mudur acaba?

Yaşadığımız her duygunun insanın varoluşunun bir parçası olduğunu anlamak gerekiyor. Kıskanırız, çünkü doğamızda vardır bu, öfkelenmek gibi, nefret gibi kıskançlık da bizi biz yapan unsurlardandır…

Yeri geldiğinde öfkelenmek sağlığa işaret eder, yeri geldiğinde bir sapkın suça vede failine karşı nefret duymak sağlıklı olmaya işaret eder ve tıpkı bunun gibi tam yerinde kıskanmak da sağlıklı bir bünyeye işaret eder.

Seven bir kadın partnerini bir başka kadınla özel bir ortamda, sarmaş dolaş görmesi veya bir erkeğin sevdiği kadını bir başka erkekle özel bir ortamda sarmaş dolaş görmesiyle hissettiği kıskançlık tam yerinde gösterilen bir kıskançlıktır. Aidiyet duygusu zedelenmiştir ve sadakat ihlal edilmiştir, partner tarafından ifade edilen sevgi duygusu fiilen yalanlanmaktadır vede tabii ki buradaki kıskançlık doğaldır.

Aşk iki kişinin birbirine dahil olmasıdır ve kişinin kendini sevdiğine ait hissetmesidir aynı zamanda, yerinde gösterilen kıskançlığın böyle bir duygusal aidiyetle ilgisi vardır.

Özgüven yoksunluğundan da kaynaklanabilir tabii ki fakat artık bu durumda kıskançlığın bir sorun olarak algılanması söz konusu olabilir. Kişide yetersizlik, değersizlik duygusu varsa sevdiğini kaybetme korkusu yaşıyorsa, aşırı kıskançlık davranışlarıyla eşinin hayatını kabusa çevirebilir, bu durumda özgüvenle ilgisi vardır. Fakat böyle bir durumda psikolojik bir sorundan bahsetmiş oluruz.

Kıskançlık bir hastalık mıdır?

Duygularımız bizim için bir mesaj, bir farkındalık misyonu da taşımaktadır. Bu anlamda kıskançlık bir sorun değil sağlıklı vede normal insan bünyesinin işleyişinin bir parçasıdır denilebilir, sorun olarak görülmesi gereken şey kıskançlığın aşırı düzeyde yaşanması, kişiye ve karşıdakine rahatsızlık verecek düzeyde olmasıdır. İlişki kalitesini bozacak düzeydeki kıskançlık, yıkıcı etkileri olan bir hastalığa dönüşebilmektedir.

Patolojik kıskançlık, hastalıklıdır vede Othello sendromu olarak da anılmaktadır. Shakespeare’in bu eserinde Othello aşırı kıskançlıkla, paranoid duygularla, aşırı şüphelerle çığrından çıkıp aslında çok sevdiği karısını vede onun aşığı zannettiği Cassio’yu ve ardından kendisini öldürür, ardından bütün bunlara neden olan asılsız kıskançlığı planlayan Lago adlı karakter de idama mahkum olur. Kıskançlık burada bir tür hastalıktır.

Hastalıklı kıskançlık belirtilerini özetlemek mümkündür

  1. Aşırı derecede sevdiğini kaybetme kaygısı vardır.
  2. Aldatılma korkuları takıntıya dönüşebilir; Eşinin normal ilişkilerini dahi kontrol etmeye çalışmak, ailesi, iş çevresi demeden ilişkilerini kısıtlamaya çalışmak.
  3. Sevdiği kişiye aşırı öfke göstermek, tehditler vede hatta şiddet uygulamak.
  4. Her anı kontrol etmeye çalışmak; sürekli takip etmek, telefonlarını, sosyal medya hesaplarını, kime like attığını takip etmek gibi…WhatsApp’ta online mi değil mi, online ise bir başka ilişkiye yorarak bunalmak, bunları kavga sebebi yapmak ta dahil.
  5. Komplolar kurmak… Mesela, bir başka hesapla sosyal medyadan mesajlar atıp cezbetmeye çalışmak.

Bu belirtilerin çoğu bizde var diyenlerin ilişkisi, evliliği ciddi bir risk altında demektir; huzur zaten bozulmuştur, bu durumda mutluluğu mumla arasanız bulamazsınız.

Kıskançlığın şiddetlisini bir hastalık olarak değerlendirirsek tedavisi var mıdır?

Aşırı kıskanç kişi, sakin olduğunda bunun saçma olduğunu söyleyebilir vede ama içeriden yükselen aşırı duyguya engel olamaz. Aşırı kıskançlıktan kopma noktasına gelmiş bir çift geldi aklıma, danışanım kadındı.. Bir yıllık evliler vede inanılmaz zor zamanlar yaşıyorlardı, kıskançlık ve öfkeden uyuyamıyor, eşinin annesiyle vede kız kardeşiyle dahi görüşmesine dayanamıyordu, onu hep cezalandırmak istiyordu.

Hipnoterapi ile destek sürecini programladık vede yaptığımız çalışmalarla 4 yaşındayken babasının, annesini aldatmasına şahit olduğunu öğrendik. Babasına giderken, babası göğsünden itiyor vede kapıyı kapatıyor, o esnada başka bir kadınla olan özel durumu görüyor.

Babaya karşı güven duygusunun bozulması, babası tarafından reddedilme, değersizlik duygularının temeli burada atılmıştı zaten… Ve evlendiğinde bilinçaltında uyuyan bu kötü tohum uyanmış ve kocasını da babasıyla bağdaştırmıştı artık o potansiyel bir aldatandı onun için…

Bütün hastalıklı tepkilerinin zemininde bu vardı vede bir dizi seans sonunda bunu aşabildi, terapisi başarıyla sonuçlandı. Kıskançlığın nedenleri bulunup kişinin duygularını kontrol etmesi terapi süreciyle mümkün olabilir. Bu durumdaki bir kişinin muhakkak bir ruh sağlığı profesyoneline müracaat etmesi gerekmektedir.

Erkek kıskançlığı mı kadın kıskançlığı mı daha zordur?

Patolojik kıskançlık ilişkinin kanseridir vede her ikisi de zordur. Geleneksel olarak kadın, erkeğin kıskançlığını tolere etmeye, tahammül etmeye, çok sevildiğinin kanıtı olarak görmeye daha yatkındır denilebilmektedir. Kadınların kıskançlıkla baş etmede erkeklere göre daha yapıcı, erkeklerin de kadınlara göre daha yıkıcı yöntemler benimsediğini ortaya koyan araştırmalar vardır. Fakat patalojik kıskançlığın erkeği de kadını da ilişkiyi eninde sonunda yıkar, evliliği bitme noktasına getiriyor.

Evlilikte kıskançlık ile sevgililik dönemindeki kıskançlık arasında bazı farklar var mıdır?

İlişkinin türü, ilişkiden ne beklendiği önemli tabii ki… Ankara Üniversitesi’nde sosyal psikoloji bağlamında yapılan bir araştırma geldi aklıma… Bekarların, yapılan anketlerde kıskançlığın olumlu etkilerine evlilerden çok daha fazla katılım gösterdiği görüldü. Sevgililik döneminde ileriye dönük beklentiler olgunlaşmışsa evliliktekine benzer zor süreçler oluşabilir, ama evlilik aidiyetin, bağlılığın kurumsallaşması anlamına da geldiğinden her zaman daha sıkıntılı olabileceği söylenebilir.

Yukarıda bahsettiğimiz belirtilerin yarısından fazlası sevgililik döneminde ortaya çıkıyorsa “Evlenince düzelir” diye düşünüp görmezden gelmek zor bir evliliği kabullenmek anlamına gelmaktedir.

Peki kıskançlığın ilişkiye hiç faydası yok mudur?

Hiç olmaz mı, bir tutam kıskançlık lezzet katar evliliğe. Dozunda kıskançlıkla sevdiğimizi, sevildiğimizi bir kez daha anlarız, dozunda kıskançlıkla birbirimize bağımızı fark ederiz, aşkın farkındalık düzeyine çıkmasının unsurlarından biridir yerinde gösterilen kıskançlıklar… Bazen cilve, bazen naz, bazen erotik bir oyun malzemesi olabilir vede dozunda kıskançlık birlikteliğe hareket katar, sevgiyi alevlendirir, arzuları kamçılar.

Kıskançlığın olmadığı yerde aşk yoktur” sözünü nasıl yorumluyorsunuz?

Aşk ele avuca sığmaz bir kuştur ve su gibi bulunduğu her kabın şeklini alabilir. Milyon tane aşk tanımı vardır  ve insanların milyon tane hali var. Hayat kadını olarak çalışan bir hanıma müşteri olarak devam ederken, ona sırılsıklam aşık olduğunu söyleyen vede kadının çalıştığı genelevin önünde her akşam işten çıkışını bekleyen bir danışanımı hatırlıyorum.

Her gün birçok erkekle birlikte olmasıyla ilgili en küçük bir kıskançlık duygusu belirtmiyordu. Burada kıskançlık düzeyi normale göre sıfırın altında diyebilirsiniz fakat buna rağmen tutkulu bir aşktan bahsediyordu danışan. Ciddi kişilik problemleri de vardı. Burada patoloji mi var, çok uçlu psiko-sosyal problemler mi var yoksa aşk mı var iyi bakmak lazım tabii ki…

Aşırı kıskaçlığın olduğu yerde hastalık vardır ve aşırı kıskançlığın olduğu yerde şüphe, kaygı, öfke, özgüven yoksunluğu vardır, ama biz hastalıklı kıskançlığımızı aşk elbisesiyle kamufule edebilir “Kıskançlık varsa aşk vardır, yoksa aşk yoktur” diye bir denklem kurabiliriz aslında. Dikkatli bakmak lazım. İlişkiyi sahiplenme, koruma vede lezzetini artırma düzeyindeki kıskançlık, evrensel, insani bir duygu olarak aşka eşlik eder.

kıskançlık

Eşler arasında kıskançlığın olmaması anormal bir durum mudur?

Eşi kıskanç olan kadın yada erkek ilişkiyi nasıl idare etmelidir?

Neler yapmalıdır, neler yapmamalıdır?

Hiç kıskançlığın olmaması anormal bir durumdur, hiç kıskançlık taraflardan birindeki bir sorunun işareti olabilmektedir. Kocasının önceki evliliğinden olan çocuğuyla vede çocuğun annesiyle, yani eski eşiyle tatile gittiğinden bahseden bir hanımefendi gelmişti birkaç yıl önce, üst düzey yönetici ve ekonomik bağımsızlığı olan bir profildi üstelik.

Eşinin “çocuğun sağlığı için” açıklamasını makul buluyordu, görünüşte kıskanmıyordu da. Aslında bütün mesele ciddi bir öz saygı, öz güven yoksunluğuydu vede bir daha başkasını bulamama, düzen kuramama kaygısı çok yüksekti, ileri yaşından dolayı “eğer sorun çıkartırsam beni boşar vede bir daha kimseyi bulamam, zamanım da azaldı ya başkasını bulamazsam ya anne olma şansımı kaybedersem” şeklinde dip korkuları çok daha baskın olduğundan kıskançlık yüzeye çıkamıyor, bastırılıyordu. “Kıskançlığı bastıracak düzeyde yaşanan ne?” diye düşünmek daha da doğru sanırım.

Kıskananlar vede kıskanılanlar açsından da yapılacaklar var. Kıskananların durumlarını anlatması vede eşlerini anlamaya çalışması, eşinin kendisine olan sevgisini, bir başkasını gündeme getirmedikleri zamanlardaki mutluluklarını göz önüne alması, kontrol etmeye çalışması önemli. Kıskanılanlar, iş , aile ile sosyal çevrelerinden uzaklaşmamalı, kıskançlığın haklı taraflarına çeki düzen vermeli…

Eşine ilgi gösterip, ona değer verdiğini hissettirmelidir. Taraflar sevgi vede saygı çerçevesinde empatik bir ilişkiyi besleyecek yaklaşımlar, baş başa etkinlikler, minik sürprizlerle bağlılıklarını birbirlerine hissettirmelidir… Bununla beraber kıskançlık, huzuru bozacak noktaya gelmişse ki hastalıklı kıskançlıklar da kişilerin kendi başına yapacakları çok şey yoktur, ertelemeden bir psikoloğa veya aile danışmanına müracaat etmek, destek almak gerekmektedir.

Röportaj: Dilay Argün haberturk.com

Kaynak:daha fazlası için: https://hthayat.haberturk.com/hteditor/dilay-argun-563