Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Çocuğunuz okula başlamaya hazır mı?

Uzmanlar, çocukları okula başlayacak olan ebeveynleri vede tabii öğretmenlerimizi, okul öncesi ve okul döneminde bekleyen sorunlar konusunda bilgilendirerek özellikle uyarıyorlar

çocuk okul hazırlığı
çocukların gelişimi
Okulların açılma zamanı geldiğinde, okula yeni başlayacak çocukları olan her anne vede baba ilkokul sıralarında karşılaştığı korku ve heyecan karışımı duyguyu hatırlayarak o dönemi adeta yeniden yaşamaktadır.
Ev ortamı gibi rahat bir hayattan, kurallarla dolu okul hayatına adım atmaya hazırlanmak, her çocuk için problem teşkil etmekte. Farklı elbiseler, yeni arkadaşlar, çeşit çeşit defterler, rengârenk kalemler, türlü oyunlar, çocuklar için yeni bir dünyaya adım atmak anlamına geliyor.

Çocuklarından önce ebeveynlerinin bu duruma hazır olmaları gerekiyor. Zira çocukların bu dönemde karşılaşabilecekleri problemleri önceden kestirmek vede bilinçli bir şekilde onlarla baş edebilmenin yollarını aramak önemlidir.

okul
çocuk ve okul

Okul korkusu nedir?

Okul korkusu, okul çağı içindeki çocuğun okula gitmeme yönünde direnmesi, arkadaşlarını kabul etmemesi vede ağlamak gibi tepkiler geliştirmesidir. Okul korkusu, kızlar vede erkeklerde eşit oranlarda görülmektedir.

Bu korku, çocuğun eğitim alacağı ortama uyum sağlamasını oldukça engellemektedir. Çocuklar için korku, yaşama adapte olabilmenin, kaygı veren durumlarla baş edebilmenin, yöntemlerinden biridir. Okul korkusu, hızlı ele alınıp gerekli müdahaleler yapıldığında çabuk atlatılabilmektedir.

Her yeni durumun uyum sorunu yaşatıyor olması gayet normaldir. Anneden ayrılık deneyimini ilk defa anaokulu döneminde yaşayan çocuklar, bu dönemde okulun içine girmeye ikna olmakta zorlanırlar vede tedirgin olurlar. Normal gelişim gösteren bir çocukta bu durum kabul edilebilir; fakat sorun, okula başlamakla ilgili değildir.

Anne vede çocuk arasındaki bağımlı ilişki kapsamında annenin çocuğun bireyselleşmesine izin vermemesi, bir bakıma annenin de çocuğa bağımlı olması, ev içinde baskılı ve kaygılı ortamların olması, yeni bir kardeşin gelmesi, çocuğun bu süreci henüz anlayamamış olması, anne vede babanın çok kaygılı kişiler olmaları, aile içinde bir yakının kaybı ve hastalıklar gibi birçok faktör de etkili olabilmektedir.

Çocuğun okula başlamadan önceki dönemde arkadaş deneyimlerinin niteliği, duygularını vede düşüncelerini anlatmada desteklenmiş olması, bu dönemdeki zorlukları atlatmada önemli deneyimler oluşturmaktadır.

Bağımlı, ilişki kuramayan, arkadaşları ile oyunu reddeden, anne ile ilişkisi sağlıklı organize edilememiş bir çocuğun okula başlarken sorun yaşaması beklenen bir durumdur. Bu çocuklarda ilgi vede enerji kaybı, sinirlilik, içe kapanık olma durumu, nedensiz ağlama, baş ve karın ağrılarından yakınma gözlemlenebilmektedir.

Okula karşı negatif duygular beslememeleri için çocuklara, okul ile ilgili gerçekçi bilgiler önceden verilmelidir. Okula başlama dönemi öncesinde anne çocuğu farklı arkadaşlıklar kurması için cesaretlendirebilir ayrıca çocuğun güven duyabileceği başka aile bireyleri kendi okul deneyimlerini çocuğa aktarmaları faydalı olacaktır.

Okulun öğrenme eyleminin dışında çocuğa keyifli gelebilecek yönlerinin de anlatılması oldukça faydalı olabilir. Çocuk psikolojisiyle ilgilenen uzmanlar olarak, anne ve babalara genel olarak, çocuğun bireysel becerilerini geliştirmesini, kendi başına giyinip soyunabilmesini, yardımsız yemek yeme gibi becerileri kazanmış olmasını öneriyoruz. Ayrıca her anne baba, çocuğunu her dönemde etkin bir şekilde dinlemeli vede kaygılarının olabileceğini kabul etmelidir.

Bu korkuya yakalanan çocuğa ailesi ne yapmalı?

Çocuğun okula gitme ile ilgili bütün kaygıları dinlenmeli, okul ile ilgili duygu vede düşünceleri anlamaya çalışılmalıdır. Okul korkusunun çocuktan olduğu kadar okul vede öğretmen tutumlarından da kaynaklanabileceği, unutulmaması gerekir. Okula gitme ile ilgili aile bireyleri ortak tutum içinde olmalı vede çocuğun okula gitmemesine izin verilmemelidir.

Her anne vede baba çocuğuna kaygılarını anladığını, bu kaygıların zamanla geçeceğini ve okulda öğrendiklerinin kendileri için de önemli olduğunu vurgulamalıdır. Ayrıca uzun vedalaşmalardan, kişisel kaygıların yansıtılmasından mümkün oldukça kaçınılmalıdır. Ev içinde de çocuğun anne ve babaya bağımlı olması azaltılmaya çalışılmalı, kendi başına bulduğu uğraşlar konusunda destek olunmalı, tek başına da oynayabileceği oyuncaklar vede oyunlar alınmalıdır.

Ebeveynler, okullar başlamadan önce okul alışverişini çocuk ile birlikte yapmaları faydalı olacaktır. Anne ve baba dikkatli olmalı ve bu dönem içinde olabilecek bütün sorunlardan yayınlar vasıtası ile haberdar olmalıdır. Çünkü problemi çabuk fark etmek vede doğru müdahale etmek çözümü de çabuk getirmektedir.

Peki öğretmenler ne yapmalılar?

Bu dönemde öğretmenlerin duyarlı olmaları oldukça önemlidir. Öğretileni yapamıyor olmasının çocukta kaygı uyandıracağı unutulmamalı vede öncelikli olarak öğretmek kaygısı taşınmamalıdır.

Önce çocuğun sıkıntısının ne olduğu sorulmalı vede bu konuda yardım edilebileceği anlatılmalıdır. Katı tutum, bu sorunları artıracağı unutulmamalıdır. Öğretmen, çocuğa okula gelmesi gerektiğini vede onun öğrenmesini önemsediğini anlatmalıdır.

Okul korkusu, anaokuluna başlanan 3 ile 5 yaş döneminde yoğun yaşanabilmektedir. İlkokula başlangıç, yine bu korkunun görüldüğü 2. dönemdir. Daha yüksek sınıflarda 12 ile 14 yaş döneminde de ortaya çıkabilmektedir.

Bu dönemde çocuğun bireysel gelişimine de önem verilmeli. Anne ve çocuk ilişkisi doğru organize edilirse tekrar ortaya çıkmayabilir. Fakat çocuğun eve bağımlılığı desteklenir, okula gitmeme ile ilgili istekleri desteklenilirse tekrar bu sorunlar yaşanabilmektedir.

 

Anaokulunda ilk gün stresi nasıl atlatılabilir?

Her okula başlayan çocuk aynı tepkiyi göstermeyecektir. Anaokuluna başlayan çocukların zaman vede uzaklık kavramı tam oturmadığı için ilk kaygıları bu yönde olur.
Evimize ne kadar uzaklıktayım?
• Annem beni acaba alacak mı?
• Bu çocukları tanımıyorum ki.
• İhtiyaçlarımı kime söyleyeceğim, acaba yardım ederler mi?
• Ev kuralsız bir yerdi. Her şeyi kuralla yapacak olmak sıkıcı.

Çocuk, bu soruların cevaplarını yaşayarak öğreneceği için ilk başlarda kaygıları yüksek olmaktadır. İlk gün okulda 1 ile 2 saat kalmak, annenin onu ne zaman alacağını saat üzerinden göstermesi, öğretmenle tanıştırıp, nasıl yardımlar isteyeceğini anlatması çıkacak sorunları azaltabilmektedir. İlk birkaç gün çocuğun görebileceği bir yerde oturup oradan ayrılmamak da bazı çocuklar da yararlı olabilmektedir.

Adaptasyon süreci önemlidir

Daha önce okula gitmemiş bir çocuk için 10 günü aşan vede hiç azalmayan uyum sorunları varsa anaokuluna gitme durdurulmalıdır. Çünkü çocuk okula gitmek için henüz kendini hazır hissetmiyordur.

Daha önce anaokuluna gitmiş çocuklarda uzun tatil sonrasında okula dönüş güç olabilir fakat okul tanıdıkları bir yer olduğu için, burada yaşanan kaygı daha kısa sürede atlatılabilmektedir. Taviz vermeden eski düzeni içinde çocuğun anaokuluna gidip gelmesi sağlanmalı vede çocuğun evde kalmasına izin verilmemelidir.

Çocuğa ilgisiz olmak veya aşırı derecede ilgi göstermek çocuğun duygusal ve bilişsel gelişimini geciktirmekle birlikte öğrenme ve uyum sorunlarını yaşamasını kaçınılmaz kılmaktadır.

Çocuğa ödev sorumluluğu kazandırılmalı

Her anne baba çocuklarının ödevleri ile mutlaka ilgilenmelidir. Çünkü onların sorunlarına yardımcı olmak, beraber sorunların üstesinden gelmek çocukların oldukça hoşlarına gitmektedir. Ödevlerinde anlamadıkları yerlerde yardım isteyebilecekleri söylenmeli ve yol gösteren kişi olunmalıdır.

Okula başlanılan ilk birkaç hafta, okuldan evde yapılması için herhangi bir ödev verilip verilmediği çocuğa sorulmalıdır. Ancak ödevi yapması için ısrarcı olunmamak gerekir. Ödevini yapmadan gittiği takdirde öğretmenine nedenlerini kendisi anlatmalıdır. Çocuk okuldan geldiği ilk 2 saat içinde ödevlerini mutlaka tamamlamalıdır.

Çocuklarda Hatalı Beslenme

Diyet ve Beslenme Bölümü, Diyetisyen Zuhal Güler Çelik

Okulların açılması ile birlikte çocukların beslenmesi büyük önem kazanıyor. Bu dönem ilerideki yıllar için sağlıklı beslenmenin temelini oluşturacak bir dönemdir. Çocuğun okul çağlarında edindiği beslenme alışkanlıkları gelecekte de süreklilik gösterecektir. Bu dönem de çocuk kadar anne vede babanın da beslenme konusunda bilinçli davranması gerekmektedir.

Hatalı beslenme alışkanlıklarının çok sayıda sebebi vardır. Bunların başında çocukların besin gereksinimlerinin bilinmemesi, ailenin beslenme alışkanlıkları vede okul çağındaki çocuklar için en iyisini yapmak isteyen annelerin kendi bilgilerine göre en iyi bildiği besinlerden çocuğuna fazla miktarda yedirmek istemeleri geliyor.

Bunların dışında fiziksel aktivite azlığı; özellikle ailenin akşamları yada evde olduğu günler içerisinde televizyon ve bilgisayar karşısında oturmaları, çocukları ile oyun oynamamaları, yürüyüşler yapmamaları, sözlerden daha kalıcı izler bırakan olumsuz mesaj veya mesajlar bırakabilmektedir.

Ayrıca öğün atlama, şeker, tuz vede yağ içeriği yüksek yiyecek-içecek tüketimi özellikle ileri yaşlardaki beslenme alışkanlıklarını kötü yönde etkilemektedir. Bu hatalı beslenme şekli, özellikle çocukluk dönemindeki şişmanlık (Obezite) riskini oldukça artırmaktadır.

Çocukların beslenmesinde bu dönemde görülen en sık değişiklikte kahvaltı yapmamaktır. Kahvaltı günün en uzun açlığı olan gece açlığını takip etmesi sebebiyle biten enerjinin tekrar alınabilmesi için en önemli öğündür. Bu konuda yapılmış bazı çalışmalar da vardır.

Bu araştırmalarda, kahvaltı yapan çocuğun sınıf içerisindeki başarısının daha fazla olduğu, problem çözme yeteneklerinin diğerlerine göre daha gelişmiş olduğu, kavrama yeteneklerinin daha iyi olduğu gözlenmiş, bazı araştırmalarda ise de kahvaltı yapan çocukların beslenme yetersizliğinden oluşan hastalıklara daha az yakalandıkları rastlanmıştır. Yine bu araştırmaların sonucunda kahvaltı yapmayan çocukların daha şişman oldukları da belirlenmiştir.

Yetersiz vede yanlış beslenme çocukların sağlığını etkiliyor

Aile içerisinde ve okulda beslenme bilgisinin yetersiz verilmesi, okul yemeklerinin sevilmemesi vede çocukların % 90’ının kantinlerde hamburger, tost, kızarmış patates, cips kola gibi yağ vede karbonhidrat bakımından yüksek olan fast-food besinleri tüketmeleri; günlük almaları gereken vitamin ve özellikle kalsiyum minerali bakımından yoksun beslenmeleri büyüme ve gelişmelerini olumsuz yönde etkilemektedir.

Bunun yanı sıra besin endüstrisinde özellikle bu yaş gruplarına yönelik reklamlar ve kampanyalar (çikolata, fast-food, cips gibi abur cubur besinler) hatalı beslenme alışkanlıklarının kazanılmasına sebep olmaktadır. Böylece erken yaşlarda kazanılan alışkanlıkların ilerideki yaşlarda değiştirilmesinde zorluklar yaşanmaktadır.

Çocukların okul vede evde çeşitli yiyecekleri tüketmeleri ve temel beslenme ilkeleri konusunda bilgilendirilmeleri çok önemlidir. Özellikle; öğünlerin atlanmaması, kahvaltının önemi, ara öğünlere önem verilmesi, okul yemeklerinin fast-food yemeklerinden daha sağlıklı olduğu konusunda çocukların bilinçlenmeleri ilerideki hayatlarında yaşam kalitelerini oldukça artıracaktır.

Okul çağı çocuğunun beslenmesi vede bu dönemde beslenme alışkanlıklarında meydana gelebilecek değişiklikler bu nedenle çok büyük önem taşımaktadır. Hem daha sağlıklı hem de daha başarılı nesiller yetiştirmede ailenin ve öğretmenlerin beslenme konusunda bilinçlendirilmesi ve eğitilmesi bu nedenle önemlidir.

Örnek kahvaltı;
Taze meyve suyu, peynir, domates ve salatalık, ekmek, pekmez, yumurta

Örnek beslenme çantası;
Kuru meyveli yada cevizli ev yapımı kek yada ev yapımı peynirli poğaça, ayran veya meyve suyu

Sırt Çantası

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Bölümü Şefi Dr. Önder Çerezci
okul
okul ve sırt çantası

Okula giden çocuklarda sırt çantası, sırt ağrısı için risk faktörünü oluşturmaktadır. Sırt çantası, ağırlığı vede uygun olmayan pozisyonda taşınması sonucu bu ağrıya adeta davetiye çıkarmaktadır. Bu yüzden okul öncesi her anne babanın, çocuğunun boyuna vede ağırlığına uygun çanta seçimini yapması büyük önem taşımaktadır.

Omurga hastalıkları gelişmiş toplumlarda en sık karşılaşılan vede sakatlığa yol açan problemlerden birisidir. Yapılan çeşitli çalışmalar sonrasında okul çağı çocuklarında bel ağrısı görülme sıklığının ise % 70 olduğu görülmüştür. Bu oran oldukça fazla yüksektir.

Bilinen bir başka gerçek de genç yaşta bel ağrısı çekenlerde, daha ileri yaşlarda da bel ağrısı yaşanma riskinin çok arttığıdır. İşte bu sebeple okul çağındaki çocukların ve gençlerin, erken dönemlerden itibaren bel ağrısından korunmaları konusunda gerekli eğitimlerin verilmesi ve ergonomik olarak doğru ekipmanların seçilmesi gerekmektedir.

Omurganın tekrarlayan statik yüklenmesi sadece erişkinlerde değil aynı zamanda çocuklarda da bel ağrısı için bir risk faktörüdür. Erişkinlerde ağırlık taşınmasının omurga üzerindeki etkileri biyomekanik vede fizyolojik olarak değerlendirilmiş olup, çalışma şartlarında bir takım düzenlemeler yapılmaya çalışılmış, hatta bazı ülkelerde omurgaya binen yükün nasıl olması gerektiği kanunlarla düzenlenmiştir.

Sırt çantası, okul çağı çocuklarında en sık karşılaşılan yüklenme sebebidir. Ağır sırt çantası taşımak, okul çocuklarının gelişmekte olan eklem, kas vede ligaman yapılarında zorlanmalara neden olarak belde kas gerginliği mekanizmasını tetikleyebilir, bozuk yürüyüş, kötü postür ve hatta ciddi kronik bel ağrılarına yol açabilir.

Bu sebeple çocukların taşıdıkları sırt çantalarının ağırlıklarının hesaplanması ve gereğinden fazla yüklenmemeleri önem kazanmaktadır.

Sırt çantası çeşitli nedenlerden dolayı sırt vede bel ağrısına neden olmaktadır. Özellikle ağırlıklarına bağlı olarak; mekanik olarak omurganın aşırı yüklenmesi ve uygun olmayan pozisyonda taşınması sonucu ortaya çıkan postür bozukluğu gibi durumlar sırt vede bel ağrısı oluşturmaktadır.

Ayrıca ağır yüklenme, vücuda uygulanan yükün pozisyonu, yükün şekli vede büyüklüğü, taşıma süresi, çocuğun fiziksel ve ruhsal durumu bir araya gelerek ağrıya sebep olmaktadır.

Sırt çantasının şekli, taşıma biçimi vede çantanın ağırlığı postür ve kalp-solunum sistemi üzerinde de önemli etkilere sahiptir. Aynı zamanda postür bozukluğunun da solunumu etkilediği göz önüne alınacak olursa, bu konu daha da önemli bir hale gelmektedir. Birçok okul çantası vücut ağırlığının yaklaşık %10’u yada daha fazlasıdır. Hatta bu ağırlığın bazen vücut ağırlığının %20’sinin üzerinde olduğu belirtilmiştir.

Kötü duruş, bilgisayar karşısında yanlış oturmak, okul sıralarının uygun olmaması gibi, bu yaş grubunu tehdit eden başka faktörler de vardır. Fakat sırt çantası da tek başına doğrudan duruş şeklini bozarak sırt ağrısına sebep olmaktadır. Bunun yanında solunum sistemi ve kalp-damar sistemi üzerinde de olumsuz etkileri olduğu bilinmeli ve unutulmamalıdır.

okul
okul başarısı

Peki neler yapılmalıdır?

• Sırt çantaları vede içindeki ağırlıkların toplamı çocuğun vücut ağırlığının % 10’nundan az olmalıdır,
• Ağırlık çanta içerisinde uygun dağıtılmalı vede daha ağır eşyalar sırta ve bele yakın gözlere konmalıdır,
• Sırt çantaları uzun süreli taşınmamalı, uzun süre ayakta kalınacaksa çıkarılmalıdır,
• Ortopedik/ergonomik (iki geniş vede destekli omuz askısı ve bel kemeri bulunan, hafif) çantalar tercih edilmeli, asla ekonomik tasarruf yapma yoluna gidilmemelidir,
• Sırt çantası her iki omuzdan asılarak düzgün şekilde taşınmalıdır,
• Ağır çantalarda kalça kayışı kullanılmalı, kayışları geniş vede yumuşak çanta tercih edilmelidir,
• Sırt çantasının her iki kayışı birlikte kullanılmalı vede belin 5 cm. yukarısında duracak şekilde, sağlam bir biçimde tespit edilerek ayarlanmalıdır,
• Doktorun önerdiği sırt adalelerini geliştirici egzersizlerin yapılması sağlanmalıdır,
• Tekerlekli sırt çantaları tercih edilmelidir,
• Öğrencilerin okulda kilitli dolapları olmalı, eve sadece ihtiyaçları olanları taşımalıdırlar,
• Öğretmenler vede veliler, ağır çanta ve ağır kitap taşıma sorununu konuşmalıdırlar,
• Tüm kitabı taşımak yerine sadece ilgili kısımların fotokopisi çekilebilir,
• Aile bireyleri olarak çanta temizliği yapılmalı vede ihtiyaç duyulmayan malzemeler çantadan çıkarılmalıdır,
• Çocuk sık sırt ağrısından yakınırsa doktoru ile mutlaka konuşulmalıdır.

Ayrıca doğru kaldırma tekniği kullanılmalı vede çocuklara ağır çantaları dizden eğilerek kaldırmaları gerektiği öğretilmelidir.

Bu konuda gerek okul yöneticileri vede ilgili merciler, gerekse çocuklar ve aileler eğitilerek; sağlıklı nesillerin yetişmesinde katkıda bulunulmalıdır.

 

 Kaynak:milliyet.com