Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

“El bebek, gül bebek” büyütülen çocuklar ve okul kaygısı

“El bebek gül bebek” büyüyen çocuklarda okulda karşılaşılan sorunlar

Yeni okul dönemi ile yeni bir okula başlamak, çocuklar için yeni bir hayatın başlangıcı anlamına geliyor. Evde veya ev dışında her istedikleri yapılan, küçük bir prens ya da küçük prenses gibi özenle büyütülen çocuklar, okula başladıklarında çeşitli sorunlar ile karşılaşabiliyorlar…

“El bebek, gül bebek” büyütülen çocuklar okulda çok zorluk yaşayabiliyorlar. Çocukta okula başlama ile birlikte okul fobisi ortaya çıkıyor. Bu okul fobisinin en büyük nedeni, çocukların evden ve aileden ayrılmak istememesi.

Okula başladığında başka çocuklara bakarak  kendisinin ‘Özel’ olmadığını anlayan çocuk, okula gitmek istemiyor.

Bu noktada çocuklar, topluma karışıp zorluk yaşamak yerine evlerindeki krallıklarına geri dönmek istiyorlar.

Örnek vermek gerekirse; evde anneleri yemek yemeleri için adeta peşlerinden koşuyor, okulda ise yemeğini yemesi konusunda annesi gibi ısrar eden olmadığını görüyorlar. Anne, babalar yani ebeveynler evin içinde çocuk 7-8 yaşına da gelse prens ya da prenses gibi davranıyor.

Çocukta okul fobisinin oluşmasının en büyük nedeni çocuğun, evden ve aileden ayrılmak istememesi. Anne veya çocuğa bakan kişi özellikle çocuğa çok düşkün oluyor ve ayrılmak istemiyor.

Çocuk okula gittiğinde annesi veya ona bakan kişi yanında olmuyor, karşısında bir öğretmen buluyor. Öğretmenin tüm çocuklarla aynı derecede ilgilendiğini görüyor. Paylaşmak istemediği öğretmenini, diğer arkadaşları ile paylaşmak zorunda kalıyor.

Kafası karışan çocuk, bu kalabalığın içinde kendi yerini görmesi ile diğer çocuklarla öğretmenini paylaşmayı öğrenmesi de zaman alabiliyor…

“Anne çocukla okula gitmesin”

Teknoloji gelişip, bilgisayarın yaygınlaşmasından itibaren çocuklar eskiden olduğu gibi sokakta oynayıp sosyalleşemiyor. Sokakta oynayan çocuklar aynı zamanda kendilerini nasıl koruyacaklarını, paylaşmayı, oyunda yenildikleri zaman üzülmemeyi, tekrar denemeyi, başarmak için uğraşmayı öğrenirlerken evde olan çocuk bu duygulardan mahrum kalıyor…

Evinden dışarı çıkmayan, çıktığı zaman da ailesiyle arabayla bir yerlere giden bu çocuklar, yeterince sosyalleşemedikleri için okulda zorluk çekiyorlar.

Okulun ilk günleri, çocuk annesiyle okula gelmeye ve dersler bitene kadar beklemeye başlıyor. Öyle ki bu durum bir ay kadar sürüyor. Annelerin veya çocuğa bakan kişinin okula gitmesi yanlış olduğu gözlemleniyor.

Bu durum çocukların okula başlamasını, alışmasını, diğer arkadaşlarıyla kaynaşabilmesini zorlaştırıyor hatta önlüyor. Çocuk bir türlü okula başlayamıyor.

Öğretmenini başka çocuklarla paylaşmak istemeyen çocuklar, öğretmeni anne ve babasının yani ebeveynin yerine koyuyor, kendisine özel ilgi göstermesini istiyor, sürekli dikkat çekmeye çalışıyor, bundan dolayı yeterince olgunlaşamıyor.

Peki “Öğretmenin adaleti”

Çocuğun öğretmenin öğrencilerine tümüne karşı adaletli olması, iyi bir iletişim kurması ile öğretmenin öğrenciler tarafından model olarak seçilmesi gündeme geliyor.

Ancak eğitim hayatındaki ne yazık ki bazı sıkıntılar, zaman zaman  70-80 öğrencinin bulunduğu sınıflarda eğitim vermek öğretmenlerin de verimini düşürüyor.

Kalabalık sınıflarda eğitim görmek zorunda kalan çocuk, öğrenmede zorluk yaşıyor.  Çeşitli rahatsızlıkları, öğrenme güçlüğü veya farklılıkları bulunan çocukların olması, öğretmenin daha çok bu çocuklarla ilgilenmesine neden olabiliyor.

Bu durumda iyi ve orta derecedeki çocuklara ayrılan zaman da azalabiliyor.

Aileler yani ebeveynler bir şekilde okul hayatını desteklemek durumundadırlar, gün içinde tekrarlamadıkça öğrenilen konu unutulabilir.

Hem öğretmen hemde ailelerin öğrenemeyen ya da öğrenmede zorluk çeken veya farklıkları olan çocuklara yapılan eleştirilerin dozunu çok iyi ayarlamaları gerekmektedir.

Özellikle çocuklara tembel, haylaz, geri zekalı, yaramaz, zor çocuk, kötü çocuk gibi sıfatlar yakıştırmanın doğru bir yaklaşım olmadığı herkes tarafından unutulmamalıdır…