Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Çocuğumun Saldırgan Davranışlarını Nasıl Önlerim?

Çocukların Saldırgan Davranışlarının Önlenmesinin Yolları

Çocuklarda sık görülen davranış bozukluklarından biride saldırganlıktır. Bazı çocuklar akranlarına veya çevresindeki diğer insanlara vurur tekme atar, tırmalar, ısırır, bir şeyler fırlatır.

Bazı saldırgan çocuklar vardır ki etrafındaki çocuklara fiziksel zarar vermez; ancak düşmanca oyunlar oynayarak, eşyalarına zarar vererek, oyuncaklarını kırarak saldırganlığını gösterirler.

Küçük çocuklar için saldırganlık normal yollarla elde edemediği önemsenme, aranma, güvenlik, mutluluk, sevilme ve benzeri ruhsal ve sosyal ihtiyaçların şekil değiştirerek başka bir biçimde ifade edilmesidir. Saldırganlığı ruhsal yaralanmanın bir sonucu olarak da değerlendirebilmemiz mümkün.

Bu açıdan bakmak istediğimizde, çocuk ruh sağlığının tehlikede olduğunu sözel olarak anlatamadığı için saldırganlık şeklinde ifade ettiğini görmekteyiz. Sürekli ve aşırı biçimde saldırgan olan çocuk sinirli, eyleme hazır ve sonuçta arkadaşlarıyla geçimsizdir.

İlişkileri genellikle gergin ve sürtüşmelidir. Hemen sinirlenir, parlar, kavgaya girişir. Durmadan kuralları çiğner, evde ve okulda hep ceza alan çocuklar olurlar.

Saldırgan çocuk cezadan etkilenmediği gibi kısa süreli etkilenmiş gibi görünür. Basit anlaşmazlıkları bilek gücüyle çözmeye çalışırlar. Tepkileri ölçüsüz ve durumla orantısızdır genellikle.

Öfkesini yenemediğinden, suçunu kabul etmez, kendisini haklı çıkarmaya çalışır.

Saldırgan çocuklar evde ve okulda sürekli sorun yaratan çocuklar olarak görünürler ve yetişkinlerle sürekli çatışma içindedirler. Erkek çocuklarda saldırganlık eğilimleri kızlara oranla göre daha yüksektir.

Çocuğun Saldırgan Davranışların Nedenleri:

  • İlk olarak çocuğun saldırgan davranışlarının ebeveynler tarafından ödüllendirilmesi. Bizim kültürümüzde erkek çocukların saldırganlığının onaylaması.
  • Çocuğun yetişkinlerden anlayışsızlık ve yetersiz sevgi görüyor olması,
  • Babanın uzun süreli yokluğu,
  • Annenin sürekli çocuğun etrafında olması, sokağa bırakmaması, açık havaya çıkarmaması, oyun ihtiyacını karşılamaması, çocuğun yeterli fiziksel ve duygusal ihtiyaçlarının karşılanmaması,
  • Çocuğun çevresi tarafından, televizyon ve kitle iletişim araçlarında polisiye ve benzeri dizilerde güçlülerin övülmesi, yüceltilmesi, “güçlü olan kazanır” fikrinin ön plana çıkarılması,

  • Aile içi şiddet, huzursuzluk, ailede sürekli kavga hali, ailenin çocuğa yeteri kadar ilgi göstermemesi, küçük kardeşe aşırı ilgi,
  • Çocuğun sevdiği şeylerden sürekli mahrum bırakılması, uzak tutulması,
  • Çocuğun ana ve babasından sürekli dayak yemesi, şiddete maruz kalması,
  • Beyin zarı iltihabı, beyin zedelenmesi gibi çocukta oluşabilecek fizyolojik sorunlar.

Çocuğun Saldırgan Davranışları Nasıl Önleyebiliriz?

  • Her şeyden önce ana ve baba çocuğa saldırganlıkta model olmamalıdır. Şiddet öğrenilen bir davranıştır. Evde dayak yiyen bir çocuk sokakta ve de okulda kendisinden zayıf çocukları dövmektedir.
  • En küçük bir anlaşmazlıkta kavga çıkaran, arkadaşlarının eşyasına zarar veren, zorbalık yapan, hayvanlara eziyet eden saldırgan çocuklar üzerinde yapılan araştırmalarda bu çocukların ailelerinde şiddet kültürünün yaygın olduğu görülmüştür.
  • Çocuğun saldırgan davranışlarına tolerans gösterilmemesi gerekir.
  • Çocuk isteklerini saldırgan davranışlarla ifade ediyorsa, istekleri yerine getirilmemeli.
  • Erkek çocukları, arkadaşına vurduğu ve onu sindirdiği zaman bazı babaların hoşuna gitmekte, bunu gülerek karşılamakta, bir bakıma onaylamaktadır. Saldırgan davranışlar asla teşvik edilmemeli; bu davranışın onaylanmadığı belli edilmeli.

  • Saldırgan davranışlar kesinlikle dayak ile cezalandırılmamalı. Dayak geçici olarak saldırganlığı önlese bile uzun vadede kesinlikle işe yaramaz.
  • Anne ve babanın ilgisi ve sevgisi azaldığında ve fiziksel cezalar uzun süre devam ettiğinde çocukta saldırgan, asi ve olumsuz davranışlar gelişir.
  • Saldırgan davranışlar ortaya çıktığında, yetişkinler sakin davranmalı, suçlayıcı ve dışlayıcı “sen” dili kullanmamalı; “arkadaşına vurduğun için çok üzüldüm ve kızdım sana” şeklinde “ben” dili kullanmalı, çocuğun empati duygusu güçlendirilmelidir.
  • Çocuk gergin ve sinirliyken onunla asla tartışmamalı, sakinleşmesini beklemeli ve daha sonra davranışı ile ilgili konuşulmalıdır.
  • Çocuğa fiziksel, zihinsel ve sosyal olgunluğuna uygun çeşitli sorumluluklar verilmeli, yapabileceği basit işlerde yardımı istenmeli, bitirmesi sağlanmalı, bitirdikten sonra çocuğa teşekkür edilmelidir. Başarma duygusu çocukta öz güven hissini artıracaktır.
  • Saldırganlığın kendisine bir kazanç sağlamayacağı, arkadaşlarını kaybedeceği, isteklerine kavuşamayacağı önemle anlatılmalı; gerçek hayattan örnekler gösterilmelidir.
  • Anne ve baba ve diğer yetişkinler çocuğun olumlu davranışını görüp takdir etmeli, olumsuz davranışı görmezlikten gelerek olumlu davranışı pekiştirmeli. Çocuktan kızdığı, sinirlendiği zaman, saldırgan davranmak yerine kızgınlığını söz diliyle anlatması istenmelidir.
  • “Birine kızdığın ve içinden ona vurmak istediğin zaman vurmadan önce ona kadar say ve arkana dön” gibi cümlelerle öfkesini nasıl kontrol etmesi gerektiği çocuğa öğretilmelidir.
  • Araştırmalar özellikle dört duvar arasında yetişen, sokağa çıkmasına arkadaş edinmesine izin verilmeyen çocukların yaşıtlarına göre daha saldırgan olduklarını göstermektedir. Çocuğun dışarıda oynamasına izin vermeli, biriken enerjisini oyun yoluyla atması sağlanmalıdır.
  • Çocuk saldırgan modellerle karşı karşıya getirilmemeli, televizyonda şiddet içeren programları seyretmesi engellenmeli; bunların yerine eğitici çocuk programlarını izlemesi sağlanmalıdır.
  • Araştırmalarda ailesiyle birlikte sosyal etkinliklere katılan; müzik, spor, resim ve benzeri alanlarda kurs alan ve hobi edinen çocuklarda saldırgan davranışlara rastlanmadığı görülmektedir.
  • Bir araştırmada kız çocuklarının babayla, erkek çocuklarının da anneleriyle araları iyi olduğunda daha az saldırgan davranışlarda bulundukları görülmüştür.
  • Hiperaktif olan, dürtü kontrolü yapamayan çocuklar uslu durmaya zorlanmamalı; zorlanması halinde saldırgan davranışların ortaya çıkabileceği bilinmelidir.
  • Çocuk, kardeşleriyle ya da başka çocuklarla kıyaslanmamalıdır.

Hemen her çocuk yuvasında ve anaokulunda saldırgan davranışlar gösteren bir iki çocuk genellikle bulunur. Eğitmenler bir yandan diğer çocukları korumak isterken, diğer yandan da saldırgan çocuğa yardım etmek isterler.

Ama bu o kadar da kolay değildir. Parkta, oyun alanında, çocuk yuvasında, anaokulunda ve çocukların toplu olduğu yerlerde bir çocuk diğerlerini rahatsız eder, oyunlarını bozar, kavga çıkarır.

Mağdur çocukların anneleri de genellikle sinirlenirler, saldırgan çocuğun ailesinin eğitiminin yanlış olduğunu söyler, yetkiliye şikâyet eder ve mümkünse bu çocuğun gruptan ve sınıftan atılmasını veya uzaklaştırılmasını isterler.

Genellikle, öğretmenle ve müdürle tartışmalar başlar. Anneleri rahatlatmak için çocuk uyarılır ve de çoğu zaman cezalandırılır.

Diğer çocuklar ondan uzak durmaya çalışır; çünkü o artık damgalanmış kötü bir çocuk olmuştur.

Saldırgan Davranışları Önlemede Ailenin ve Okulun Rolü Nasıl Olmalıdır?

Saldırgan çocuğu şikâyet eden, çocuklarından ve okuldan uzaklaştırılmasını isteyen ailelerin unuttuğu bir şey vardır. Yarın kendi çocuklarının aynı şeyi yapmayacağına kimse garanti veremez.

Evinden dışarı çıkan ve topluluğa uyum sağlamaya çalışan her çocuk diğerlerinden kendisine bir zarar geleceğini bilir ve korkar, arkadaşlarına alışıncaya kadar devamlı savunmada bekler.

Bir tehdit aldığında saldırıya geçer veya geçebilir. Genelde bütün küçük çocuklar onlara ilk anda hoş gelen, heyecanlandıran, gücünü gösteren davranışlarda bulunmak ve böylece dikkat çekmek isterler.

Yanındaki çocuğa ya da yetişkine vurmak, ısırmak, saçından çekmek caziptir, heyecan vericidir. Saldırganlık, gücünü ve elinin çabukluğunu göstereceği yollardan biridir aslında.

2 yaşındaki bir çocuk 6 yaşındaki bir komşu kızının saçını çekiyorsa fazla yadırganmaz. Neden? Çünkü 2 yaşındaki bir çocuk başka çocukların da hisleri olduğunu, onların canını acıtmaya hakkı olmadığını anlayamaz.

Bununla birlikte, anne baba çocuğunun bu davranışını hoş karşılamamalı ve asla ödüllendirmemelidir. Bazı çocuklar yaşı ilerlediği halde saldırgan davranışlarını devam ettirirler. Çünkü çocuk sürekli istediklerini bu yolla elde etmiş, vurarak iterek istediği oyuncağı arkadaşının elinden almış, onu sindirmiştir.

Bu çocuklar genellikle kendini sözlü olarak iyi ifade edemeyen, konuşma zorluğu olan, tez canlı, sabırsız bir çocuk için saldırıda bulunmak derdini anlatmanın en kolay yoludur.

Bazı küçük yaramazlar ise daha fazla dikkat çekmek için bu rolde ısrarcı olmaktadır. Eğer oyun oynarken yanındaki çocuğun canını acıtırsa, onu ağlatırsa, elindeki arabayı hızlıca alırsa öğretmeni gelecek, ne olduğunu soracak, yani bir kez daha kendisi konu olacak, dikkat çekecektir.

Çocuğun istediği zaten budur. Oysa ki arkadaşı ile sakince oynasa dikkat çekmeyecek, kimse yanına gelmeyecek, ne yapıyorsun diye sormayacaktır.

Böyle bir duruma şahit olan eğitmen veya öğretmen dikkatini saldırgan çocuk üzerinde değil öncelikle kurban üzerinde yoğunlaştırmalı; saldırganın amacını boşa çıkarmalıdır.

Genelde özgüveni düşük çocukların dikkatleri kendi üzerine çekmek için saldırgan davranışlarda bulunduğu bir gerçektir.

Bazı aileler de, başkalarından dayak yemesin, kendisini korusun diye çocuklara küçük yaşlarda kavga etmesi öğretilir hatta teşvik ederler. Nasıl yumruk atacağı, nasıl tekme savuracağı çocuğa gösterilir.

Bu çocuklar kavga etmesini öğreten babalarına kendilerini ispatlamak için en küçük bir anlaşmazlıkta fiziksel saldırıda bulunmakta; arkadaşını nasıl dövdüğünü gelip anlatmakta, babalarından çocuğu destekleyici ve teşvik edici aferin almaktadırlar.

Böylece bu çocuklar elbette saldırganlığı alışkanlık haline getirecektir.

Anne babalar çocuklara söz geçirmek ve onlar üzerinde disiplin sağlamak için her gün o kadar çok nasihat eder, uyarıda bulunur, tehdit ediyor ve konuşurlar ki; ancak bu sözlü çabalar uygulanmadığı ve yaptırıma dönüşmediği için bir sonuç vermiyor.

Çocuklar istenmeyen davranışlarına devam ediyorlar. Kimi anne babalar da sözlerini geçirmek için ceza ve dayak yolunu seçerler; ancak bu da yöntemde asla işe yaramıyor.

Peki, işe yarayan başka bir yöntem var mı? Evet var. Bağırmadan, sinirlenmeden, öfkelenmeden, ceza vermeden çocuklarımıza sabırlı davranarak söz geçirebiliriz.

kaynak:PedagogAliÇankırılı