Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Çocuklarda Akran Zorbalığı…

Çocuğunuzu akran zobalığına karşı nasıl uyarabilir yada bilinçlendirebilirsiniz?

Normal bir şakalaşma ve oyun dışında çocukların birbiri ile uğraşması çok rahatsız edici boyutlara ulaşabilir vede çocuklar birbirlerine karşı çok acımasız da olabilirler.

Çocuklar birbirine zorbalık yaparlar mı? Cevap kesinlikle evettir. Her ne kadar çocuklara yakıştıramasak da yaşları küçük olan, kreş ve anaokulu öğrencileri de birbirine zorbalık vede bezdirme davranışlarında bulunabilirler.

Küçük çocukları okul, park, okul servisi ve oyun alanı gibi yerlerde gözlemlediğimizde bunu açıkça görebiliriz aslında. Bu durum son yıllarda dünyada sıkça görülmeye vede tartışılmaya başlayan evrensel bir sorundur.

Küçük yaşlarda daha çok fiziksel saldırılar şeklinde vede sözel olarak alay etme şeklinde kendini gösterirken, ortaokul ve lise yıllarında bu şiddet türü kendini sosyal, psikolojik vede hatta fiziksel şiddete bırakabilir.

Normal bir şakalaşma ve oyun dışında çocukların birbiri ile uğraşması çok rahatsız edici boyutlara ulaşabilir vede çocuklar birbirlerine karşı çok acımasız da olabilirler.

Çoğunlukla da bunu basit bir oyun, şakalaşma olarak başlatırlar ve daha sonrasında dozajını arttırarak, daha da genişleterek devam ettirirler. Fakat ne yaptıklarının, ne tür sonuçlara yol açtıklarının fark etmezler. İşte bu sebeple bu konunun okullarda ve evlerde konuşularak çocukların bilgilendirilmesi ve farkındalık kazandırılması da önemlidir.

Akran Zorbalığına Kimler Uğruyor?

Akran zorbalığına uğrayanlar genellikle de diğer bireylerden farklı olanlardır. Çocuklar birbirlerinin fiziksel özellikleri, isimleri, soyadları, konuşma biçimleriyle vs. alay edebiliyorlar.

Fiziksel olarak diğer çocuklar kadar gelişmiş olmayan, biraz daha küçük, kısa vede cılız çocuklar kurban olabileceği gibi, biraz daha yaşı büyük ve fiziksel gelişmesi normal çocuklardan ileride olanlar da hedef alınabilir. Küçük çocuklar birbirlerinin dış görünüşünden, fiziksel özelliklerinden çok etkilenirler vede bunu mesele yapabilirler, görünüş açısından kendilerinden farklı olan çocukları kurban seçebilirler.

Mesela gözlüklü bir çocuğa “dört göz”, zayıf ve uzun bir çocuğa “leylek”, adı Fatma olan bir kız çocuğuna “kara Fatma” gibi isimler takabiliyorlar. Sınıfa yeni gelmiş, kullanılan dili çok iyi anlamayan göçmen veya mülteci, çok çalışkan, kilolu, bakımlı veya temiz, kirli yada bakımsız, sarı ya da kızıl saçlı, engelli, çilleri olan ya da sivilceli gibi çocukları kurban olarak seçilebilirler.

Akran Zorbalığı Nasıl Ortaya Çıkıyor?

Zorbalık bireysel veya grup halinde, oyun, eğlence gibi başlar ve giderek şiddetini arttırarak, dayanılmaz boyutlara ulaşabilir. Bazen de çocuklar tek başlarına yapamadıkları, yapamayacakları şeyleri başka çocuklarla birlikteyken yapabiliyorlar.

Sosyal psikolojide bu “sorumluluğun dağılması” olarak adlandırılmaktadır. Yani kendilerini yaptıkları şeylerden genellikle sorumlu hissetmezler. Zorbalık yapmak için birbirlerini cesaretlendirir vede provoke ederler.

Çocukların kendi aralarında yaptıkları tek bir seferlik alay etme, itişme veya küçük kavgalar tek başına zorbalık sayılmaz ama kötü davranma kabul edilir. Zorbalık olabilmesi için tekrar etmesi vede süreklilik kazanması gerekir. Tabi ki, tek seferlik yaşanan bu olumsuz olaylara müdahale edilerek tekrarının engellenmesi vede doğru davranışların öğretilmesi gerekmektedir.

Zorbalık, güç dengesizliklerinin olduğu durumlarda da ortaya çıkabiliyor. Bu fiziksel olarak daha güçlü olma olabildiği gibi, kültürel veya ekonomik olarak daha iyi çevrelerden gelen çocuklar kendilerinden daha düşük düzeyde olan çocuklara zorbalık yapabilirler.

Mesela yaşı büyük ve daha kuvvetli olan çocuk ya da çocuklar hedeflerine aldıkları çocukları zorlayabilir. Buna benzer olaylar daha çok teneffüste vede okul bahçesinde olduğu içinde çoğu kez öğretmenler ve idareciler tarafından fark edilmeyebilir.

Yine, sosyokültürel açıdan daha iyi çevreden gelen çocuklar daha az donanımlı olanları baskı altına alabilir vede üstü örtülü gizli bir şiddet oluşturabilirler. Mesela, marka şiddeti yapma; eşyaların, okul araçlarının veya kıyafetlerinin markasız “çakma” olduğunu söylenmesi gibi…

Zorbalığa Uğrayan Çocuk Ne Yapar veya Ne Tepkiler Verir?

Bir kere zorbalığa uğrayan çocuk uzun süre bunun ne olduğunu anlayamaz veya anlam veremez. Ancak belli bir zaman geçtikten sonra, mesela bir dönem ya da bir yıl, ne yaşadığını ve neler olduğunu anlar. İlk etapta, utandığı için yaşadıklarını öğretmenine vede anne babasına söyleyemez. Giderek mutsuzlaşır depresif semptomlar geliştirir, karın ağrısı, boğaz ağrısı gibi şikayetler geliştirerek okula gitmek istemeyecektir. Gece uyku sorunları yaşayabilir, ders notlarında düşmeler olur vede arkadaş çevresinden soyutlanır.

Küçük çocuklar dil yetenekleri gelişmediği için vede soyut düşünemedikleri için yaşadıklarını kelimelerle anlatamazlar, ne olduğunu tam olarak anlayamazlar. O sebeple anne babaların çocuklarını yakından gözlemlemeleri, sorun olup olmadığını anlamak için konuşmaları, arkadaşlarıyla ilişkilerini sormaları, çocukla ilgili gelen yorum vede şikayetleri dinleyerek evde sakin bir ortamda çocukla birlikte değerlendirmeleri, genel olarak çocuğu okulu ve arkadaşları hakkında konuşmaya cesaretlendirmeleri gerekmektedir.

Çocuklar anne babalarının sözsüz davranışlarını okuyabilirler, panik yapmadan ve çocuğu kesinlikle suçlamadan çocuğa yaklaşmak gerekmektedir. Bazen öğretmenlerin tespit vede gözlemleri yetersiz olabilir.

Durum yavaş yavaş vede farklı kaynaklardan bilgi alarak analiz edilmelidir. Çünkü bazı durumlarda “suçlu” olarak adlandırılan çocuğun kendisi de “kurban” olabilmektedir. Bu tür çocuklar, kendilerini savunmak için saldırgan davranışlara yönelebiliyorlar. Bu durumda zorbalık davranışının sebep ve sonuçlarını belirlemek daha zorlaşabilir.

Zorbalık İçin Ne Yapmak Gerekiyor?

Her şeyden önce, insanlara vede insan haklarına saygılı bir çocuk büyütmeyi hedeflemeliyiz. Bencillikten uzak, tüm canlılara saygılı vede tüm canlılara merhamet eden bir çocuk yetiştirmek amacımız olmalı. Herkesin çocuğunu kendi çocuğumuz gibi görmeli, düşünmeli vede buna göre kendi çocuklarımızı yetiştirmeliyiz.

Çocuğumuzun sözlü vede sözsüz davranışlarına dikkat etmeli, söylediklerini özenle dinlemeli ve anlamaya çalışmalıyız, çocuğun iç dünyasına girebilmeli, hayatında neler olduğu, okulunda neler yaptığı, arkadaşlarının kimler olduğu, onlarla neler yaptığı hakkında konuşmalı ve en önemlisi çocuğumuzu bizimle paylaşımlarda bulunması için cesaretlendirmeliyiz.

Arkadaşları ile tanışmalı, onları eve davet etmeli vede onlarla buluşmasına izin vermeliyiz. Çocuğun davranışlarını evde, okulda, parkta vede oyun alanlarında gözlemleyerek, yanlış davranışları hakkında konuşmalıyız.

Çocuğun ben merkezlikten uzaklaşarak başkalarını da düşünmesini sağlamalı,  yeri vede zamanı geldiğinde insanların duyguları, kırılıp üzülebileceklerini sakin bir tonla anlatmalıyız. Okuduğumuz hikayeler, izlediğimiz çizgi filmler, günlük yaşamımızda karşılaştığımız durumlardan örnekler vererek empati geliştirecek mutlaka küçük konuşmalar yapmalıyız.

Bu gibi durumlar için, “Sizin sınıfınızda böyle şeyler oluyor mu, arkadaşların senle de alay ediyorlar mı, başkalarıyla da alay ediyorlar mı, sen de bazen böyle şeyler yapıyor musun?” gibi sorular sorarak neler olduğunu anlamalısınız.

Çocuğumuzun sadece kendisini koruması vede zorbalıktan uzak durması yetmez. Zorba davranışlara maruz kalan çocuklara yardım etmesi, bu tür davranışlara dur diyebilmesi, dışlanan veya sınıfa yeni gelen arkadaşlarına iyi davranması için onu teşvik etmemiz gerekir. Çocuklar bu tür pro-sosyal, diğerkâmlık gibi davranışları ilk 5 – 6 yaşa kadar ebeveynlerini görerek vede duyarak geliştirir.

Biyolojik anne baba olmak kolay fakat sosyal ve duygusal anne baba olmak zordur! Emek verdiğimiz, öğrettiğimiz vede geliştirdiğimiz iyi bir davranışın kuşaklar boyunca bir nesilden diğer nesle aktarılacağını unutmamalıyız! İşte bizi anne baba olarak, ölümsüz kılacak olan da bu olacaktır!

Önemli Hatırlatma; Bu içerik ilgili uzman danışman tarafından bilgilendirme amaçlı hazırlandı. Kendinizin yada çocuğunuzun sağlığı ile ilgili her konuda, bir tıp doktoruna yada çocuk eğitimi ve psikolojisi alanında çalışan uzmanlara danışmanızı tavsiye ederiz.

kaynak: trtcocuk.net.tr/ebeveyn-akademisi/cocuk-gelisimi