Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Bağışıklığınızı güçlendirmenin 9 basit yolu

Bahar aylarının gelmesiyle birlikte artan ısı farkları, grip başta olmak üzere pek çok hastalık için açar. İşte! bu dönemde bağışıklığınızı güçlendirmenin yolları…

Bağışıklık sisteminiz için bunları mutlaka yapmalısınız

Bahar hastalıkları her ne kadar gelip geçici rahatsızlıklar olsa da kronik hastalıklara sahip olanlar için önemli riskler yaratabilmektedir.  Özellikle kronik hastalar ve yaşlılar için vücut direncini artırmanın, bağışıklığı kuvvetlendirmenin 9 basit ama etkili yolu ise şöyle…

1- Yeterince uyunmalısınız

Kaliteli ve yeterli uyku bağışıklık sistemini oldukça güçlendiriyor. Derin uyku sırasında beyinden salgılanan melatonin vücudu rahatlattığı gibi, toksinlerin atılmasını sağlamaktadır. Melatonin hormonunun salınımı çok hassastır. Gecenin en karanlık ve sessiz ortamında başlıyor, gece yarısından sonra doruk noktasına ulaşıp azalıyor. Bu sebeple en geç saat 23:00’de uyumuş olun. Yatak odanızın karanlık olmasına dikkat edin. Uykudan hemen önce elektronik cihaz, tv, akıllı telefon kullanmamaya özen gösterin. Cep telefonunu, melatonini önlediği için yattığınız odada bulundurmayın.

2- Sebze ve meyve tüketmelisiniz

Günde en az 1 porsiyon sebze ve 2 porsiyon meyve tüketmeye özen gösterin. Mevsim sebze ve meyveleri zengin içeriğiyle toksinleri ve yabancı mikropları temizliyor. Gut hastalığı olanlar fazla sebze, diyabet hastaları da aşırı şekerli meyveler tüketmemeli. Üzüm ve muz yerine yeşil elma veya kivi tercih edebilirsiniz. Ayrıca meyveleri posasıyla tüketin. Aksi takdirde hem aşırı tüketebilir hem de karaciğer yağlanması ve şekerin yükselmesi riskiyle karşı karşıya kalabilirsiniz.

3- Bol bol su içmelisiniz

En iyi ilaç, saf sudur! Su çok iyi temizleyici ajan. Karaciğer, bağırsak ve böbreklerden toksinlerin atılımını bol su ile kolaylaştırmak mümkün. Az su içen kişilerde hastalık süreci daha uzun sürmektedir. Ödem, böbrek yada kalp hastalığı olmadığı müddetçe günde ortalama 1.5-2 litre su tüketmek yeterli. Kahve, çay gibi içecekler suyun yerine geçmediği gibi, vücuttan su atılmasına neden oldukları için tüketiminde aşırıya kaçmayın. Az su içen kişilerde mikroplara davetiye çıkarıldığı ve hastalık sürecinin daha uzun sürdüğü bilinmektedir.

4- Düzenli egzersiz yapmalısınız

Düzenli egzersiz kan şekeri ve tansiyonu dengelerken, kalp yetmezliğini önlüyor, vücut direncini de artırıyor. Diyabet, kronik böbrek, kas ve kalp hastalığı olanların yapacakları egzersiz konusunda hekimlerinden bilgi alması gerekiyor. Sağlıklı kişilerde ise düzenli egzersiz akciğerde birikmiş olan karbonmonoksit ve toksik karbon gazlarını derin nefes alıp vermekle atarken; kas, böbrek ve beyin hücreleri içinde birikmiş olan laktik asitin atılmasına da yardımcı olmaktadır. Kalp kası gençleşirken, kılcal damar dolaşımı daha etkin hale geliyor.

5- Odanızı sık sık havalandırmalısınız

Birçok mikrop ve virüs oksijensiz ortamlarda gelişiyor ve çoğalmaktadır Bu sebeple ev, araba ve ofis ortamını sık sık havalandırmak gerekiyor. Derin nefesle alınan oksijenin birçok virüs ve bakteriyi doğrudan yok ettiği biliniyor. Havasız ve sürekli kapalı ortamlarda mikroplar daha uzun yaşayabiliyor. Mesela, bir hapşırık ile yayılan virüsler havada yaklaşık 3-4 saat kalabiliyor. O yüzden taşıma araçları, kalabalık iş yerlerinde havalandırmaya özen gösterilmesi gerekiyor.

6- Haftada 2 kez balık tüketmelisiniz

Mevsimlik ve taze balık çinko, iyot ve iyi oranda esansiyal amino asit içermektedir. Haftada en az 2 kez balık tüketimi; çocukların gelişiminin yanı sıra, bağışıklık sistemini daha etkin hale getiriyor, zatürre, grip, kemik erimesi, kalp ve diyabet hastalığına büyük fayda sağlıyor.

7- Dişlerinizi fırçalayın, ellerinizi sık yıkamayı unutmayın

Ağız ve diş bakımı sanılandan çok daha önemlidir. Zira milyarlarca bakteri ve mikrop barındırdığından dişleri düzenli fırçalamak şart. Böylece diş eti içinde barınan mikropların çoğu gideriliyor. Bununla birlikte, günlük işlerimiz nedeniyle ister istemez mikrop yuvası haine gelen ellerimizi de sık sık yıkamamız şart.

8- Aşırı sıcaktan kaçınmalısınız

Kış aylarında özelikle çocuğu yada yaşlısı olan aileler ev ortamını normalden fazla sıcak tutmaya çalışıyor; oysa bu alışkanlık tamamen yanlıştır. Çünkü mikroplar sıcak ortamı sevdiklerinden aşırı sıcak ortamlar hastalanmaya ve hastalık yaymaya en ideal ortamlar oluyor. Ev ve iş yerinin ısısının uygun derecede tutulması (24-25 derece) faydalı.

9- Grip ve zatürre aşısı yaptırmalısınız

Günümüzde artık salgın hastalıklar tüm dünyada kolayca yayılabiliyor. Son yıllarda grip, nezle ve toplum kökenli zatürrenin sıklığı da giderek artıyor. Dünya Sağlık Örgütü bu hastalıklardan en iyi korunma yöntemini aşılanma olarak bildiriyor. Özelikle de riskli olarak kabul edilen kişilerin hekimine danışarak aşı yaptırmasında fayda var. Çocukluk çağında, 65 yaş ve üzerindeki, kronik kalp, diyabet, KOAH ve astım hastalığında aşılama şart.

Özelikle yaşlı hastalar son yıllarda üretilen ömür boyu etki eden zatürre aşısı olabiliyorlar. Son 60 ile 70 yılda milyonlarca insanın ölümüne sebep olan salgınlar, boğmaca, kolera, verem, sarılık, çocuk felci ve suçiçeği hastalıkları aşı sayesinde yok oldu. Aşıya karşı alerji dışında başka bir engel bulunmuyor.

Kaynak: Acıbadem.com