Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Yeni Doğan Bebeklerde Sarılık Hastalığı

Yeni doğan sarılığı hakkında bilmeniz gerekenler

Yenidoğan bebeklerde sık olarak görülen rahatsızlıklardan biri de yeni doğan sarılığıdır. Yenidoğan sarılığı hakkında akla ilk gelen soruların yanıtlarını bu yazıda bulabileceksiniz.

Yenidoğan sarılığı hakkında ebeveynlerin bilmesi gerekenler

Sarılık, yenidoğan bebeklerde sık sık karşılaşılan bir sağlık sorunudur. Bazı faktörler yenidoğan da sarılık görülme ihtimalini artırabilmektedir. Annenin gebelik yaşı ne kadar küçükse sarılık görülme oranı o kadar artabilir. Siyah ırk, Doğu Asyalı olmak, bebeğin erken doğması sarılık görülmesi için risk faktörlerindendir. Kardeşinde sarılık öyküsü olan bebeklerde de sarılık daha fazla görülebilmektedir.

Yenidoğanda sarılık tiplerinin ortaya çıkma nedenleri neler olabilir?

Fizyolojik sarılık: Bu diğer sarılık türüne göre daha sık görülmektedir. Genelde sarılık değerleri; belli değerlerin üzerine çıkmaz. Oluşma sebepleri arasında şunları sıralanabilir: 

Yenidoğan bebeklerde alyuvar ömrünün erişkine göre daha kısa olması.

Bilirubin maddesini karaciğerden bağlayarak uzaklaştıran enzimin aktivasyonunun yeterli olmaması.

Bağırsak bakteri sayısının azlığı.

Bağırsak hareketlerinin ve dışkılamanın yetersiz olması sayılmaktadır.

Patolojik sarılık: Daha nadir görülmektedir. Tedavi edilmezse, yenidoğan bebek için ciddi sorunlar oluşturabilmektedir.

Patolojik sarılık belirtileri nelerdir?

İlk gün başlaması. Derinin kirli yeşil renk olması.

İdrarın çay rengi olması.

Dışkı renginin camcı macunu renginde olması.

Kanda alyuvarların aşırı parçalanması sonucu oluşan derin kansızlık bulguları.

Kusma.

Annesi emzirmeye çalışsa da annenin memesini emmeme. 

Kilo kaybı.

Hızlı nefes alma yada nefes durması.

Anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı olduğunda da sarılık görülmesi mümkün olur mu?

Anne ve bebek arasında kan uyuşmazlığı durumunda 2 tip sarılık görülür.

AB0 uyuşmazlığı: İlki annenin kan grubu Sıfır (0), bebeğin A yada B olduğu durumlarda gelişen AB0 uygunsuzluğu olarak tanımlanan tiptir. Daha sık görülmesine rağmen daha hafif seyirlidir.

RH uyuşmazlığı: Anne kan grubu Rh (-), bebek Rh (+) olduğu durumlarda gelişen ve Rh uygunsuzluğu olarak tanımlanan bir sarılık çeşididir. Hafif formdan ağır forma kadar değişen klinik bulgularla seyredebilir.

Sarılıklı bebeğin tedavisi nasıl yapılmalıdır?

Öncelikle fototerapi denilen ışık tedavisi yapılması gerekir. Işık tedavisi ile deri ve deri altı dokulara yerleşmiş olan bilirubin pigmentleri vücuttan uzaklaştırılır. Işık tedavisi sarılık değerine göre yoğun yada standart olarak yapılır. Genellikle 24 saatlik tedavi yeterli olacaktır. Sarılık değerleri yaş ve ağırlığının durumuna göre risk teşkil etmeyen düzeylere inince ışık tedavisi sonlandırılır.

Işık tedavisinden sonra yine sarılık kontrollerine devam edilmesi gerekir. İzlemlerde yaş ve ağırlığına göre yükselme gösterirse ışık tedavisi tekrarlanır. Kan uyuşmazlığı olan vakalarda ışık tedavisine ilave olarak ilaç tedavisi yapılabilir. Işık tedavisi ile düzelmeyen ve ilaç tedavisine cevap vermeyen sarılıklı bebeklerde kan değişimi yapılarak bilirubin değerleri düşürülmesi gerekir.

Yenidoğan sarılığı kendiliğinden geçebilir mi?

Fizyolojik sarılık denilen tip, büyük oranda tedavi edilmeden zaman içinde sarılık değerleri azalarak kendiliğinden geçebilmektedir. Fakat bebeğin yaşına, kilosuna bağlı olarak daha önceden belirlenmiş değerlerin üzerinde seyreden sarılık değerlerinin mutlaka tedavi edilmesi gerekmektedir.

Belli durumlardaysa, ilaç kullanmak gerekebilir. Fototerapi (Işık tedavisi) ile düzelmeyen ve kan uyuşmazlığı olan bebeklerde; immunglobülin denilen serumlar kullanılır. Nadiren uzamış sarılık olgularında fenobarbital denilen ilaçlar da kullanılabilinir.

Anne sütüyle beslenen bebeklerde sarılık riski yüksek olabilir mi?

Anne sütüyle beslenen bebeklerde erken başlangıçlı ve geç başlangıçlı olmak üzere anne sütü sarılığı görülebilmektedir. Erken başlangıçlı olan tip, mama ile beslenen bebeklere göre 3 ile 6 kat fazla oranda görülmektedir. Fakat bu bilirubin değerleri nadiren 15 mg/dl geçer ve fototerapi ile düzelirler. Anne sütünün geç gelmesi, dışkılamanın gecikmesi gibi nedenlerle oluşur.

Sık emzirme ve anneye emzirme eğitiminin verilmesi ile genellikle geçer. Geç başlangıçlı olan tip 10 ile 15. günlerde oluşan; nedeni kesin olarak bilinmemekle beraber anne sütünde bazı maddelere bağlı olarak oluştuğu düşünülen çeşididir. 3 ile 12 hafta sürebilir. Çoğunlukla tedavi gerektirmez. Gerekirse ışık tedavisi yapılmalıdır. Anne sütüne devam edilmelidir. Tanı ve tedavi amaçlı anne sütü kesinlikle bebeğe verilmeye devam edilmelidir.

Yenidoğan sarılığı ve patolojik sarılık arasındaki fark nelerdir?

Genellikle fizyolojik sarılık olarak adlandırılan ve sık görülen yenidoğan sarılığı, doğumdan 2 ile 3 gün sonra başlar. Patolojik sarılık olan daha nadir görülen çeşidiyse, doğumdan hemen sonra ortaya çıkar. Zamanında doğan bebeklerin % 60’ı, erken doğan bebeklerin % 80’i sarılık olur. Öncelikle “biluribin” denilen sarılık pigmentinin deride birikmesi sonucu sarı bir cilt görünümü mevcut olur.

Sarılık değerlerinin yükselmesine bağlı olarak; bebeğin meme emmesinde azalma, uykudan zor uyanma, ateş, tiz sesle ağlama, kasılma, hızlı nefes alma gibi bulgulara kadar değişen geniş bir belirti yelpazesi bulunmaktadır.

Yenidoğan bebeğin sarılık olduğu öncelikle gün ışığında bakılan göz aklarından ve cildinden anlaşılmaktadır. Çünkü bebeğin normalde beyaz olan göz akları, sarılık değerleri yükseldikçe sarı renk almaya başlar. Sarılık başlangıcında önce bebeğin yüzünde ve gövdesinin üst kısmında sarı renk olarak ortaya çıkar. Sarılık değerleri yükselmeye başladığında yavaş yavaş kollar ve bacaklarda da görülmeye başlar.

Yenidoğan sarılığı genelde aile ve hekim uyumu içinde takip edildiğinde bebekler için tehlike oluşturmamaktadır. Bebekler için tehlikeli olan sarılıklar ilk günden itibaren hızla yükselen ve patolojik sarılık olarak adlandırılan sarılık tipleridir. Bu tip sarılıklarda en önemli sorun beynin belirli bölgelerine bilirubin pigmentinin yerleşmesi sonucu gelişen ağır nörolojik hasarlanmadır.

Kaynak:acıbadem.com