Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Öfkeliyim ama ben zaten hep böyleyim!

Bazıları öfkesini denetlemeyi kendi istemiyor! ‘Öfkeliyim ama ben zaten hep böyleyim’! diyenlerden misiniz!

Gündemden düşmeyen şiddet olayları, öfke denetimi ile ilgili birçok soruyu da beraberinde getirmektedir. Öfke denetleme sorununun altında psikiyatrik hastalıklar veya kişilik bozukluklarının yatabileceğini belirten uzmanlar, bazı insanların öfkeden nemalandığı için öfkesini denetlemeyi istemediklerine dikkat çekiyor.

Üsküdar Üniversitesi NPİSTANBUL Beyin Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, son günlerde artan şiddet olayları ile ilgili öfke denetimi hakkında önemli bilgileri paylaştı.

“Topluma dair değerlere, kurallara, kanunlara saygı duymayan ve iç denetim (otokontrol) becerileri yetersiz insanları dış denetim sistemleri sınırlamakla görevlidir” diyen Doç. Dr. Alper Evrensel, “Bu dış denetim sistemlerinin başında da yasalar gelir. İnsan bir suç işlediğinde karşılaşacağı yaptırımı bildiği takdirde kendisini denetlemeye çalışır. Aslında cezanın böyle bir işlevi de vardır. Eğer ki, bir insan bir suç ya da kabahat işlediğinde bedelini ödemeyeceğini, ceza almayacağını düşünüyorsa pervasızlaşabilir. Hele de bu insan suça eğilimli, fevri ve kendini her zaman haklı gören birisiyse” şeklinde konuştu.

Psikopatlar kendilerini her zaman haklı görüyor!

Öfkeyi denetleme sorununun altında psikiyatrik hastalıklar veya kişilik bozukluklarının yatabileceğini kaydeden Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel,

“Hastalıklar arasında hiperaktivite, bipolar bozukluk, depresyon ve kaygı bozukluklarını sayabiliyoruz. Bu hastalığı olan insanlar fevri şekilde ortaya çıkan, saman alevi gibi parlayıp sönen bağırıp-çağırma, vurma-kırma, dökme-saçma tarzında davranışlar sergileyebilirler fakat sonrasında pişman olurlar. Genellikle kalp kırdıkları için üzülürler. Bu türden fevriliklerin çoğu zaman telafisi vardır.

Fakat kişilik bozukluklarından kaynaklı olanlarda daha ağır ve telafisi olmayan cinayet gibi sonuçlar ortaya çıkar. Bu tarz kişilik bozukluklarının başında psikopati olarak da bilinen antisosyal kişilik bozukluğu gelmektedir. Psikopatlar kendilerini haklı görürler ve yıkıcı eylemlerinden dolayı pişmanlık duymazlar” şeklinde konuştu.

Bu öğrencinin bir anda katile dönüştüğünü düşünmüyorum”

Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, Çankaya Üniversitesi Öğretim Üyesi Ceren Damar Şenel’in öğrencisi tarafından katledilmesi olayına ilişkin şu değerlendirmelerde bulundu;

“Bu cinayette kurallara uyan ve görevini yapmak konusunda taviz vermek istemeyen bir insanın kurallara uymayan ve kendini haklı gören bir insan tarafından katledildi. Üstelikte bu öğrenci hukuk fakültesi son sınıf öğrencisi. Toplumda infiale sebep olmasının nedenlerinden biri de bence budur. Yani hukuk ve kuralların öğretildiği, yasalara uymayanlarının cezalandırılacağının anlatıldığı, hukukun gerekliliğinin vurgulandığı bir okulda okuyan öğrenci kurala uyan bir hocasını öldürüyor. Bu çok tezattır.

Yan yana gelemeyecek iki durumdur. Bu öğrencinin bir anda katile dönüştüğünü düşünmüyorum. Olayın akışına bakıldığında öncelikle öğrencinin zaten geçmiş disiplinsizlikleri ve kopya çekme öyküsü var. Son sınavda da kopya için önceden hazırlık yapmış. Yani önceden planlı bir kabahat mevcuttur. Sonra da kendisini derslerin zor olduğunu ve her öğrencinin kopya çektiğini söyleyerek savunuyor, yaptığı kabahatinde haklı görüyor. Cinayeti de planlamış, eve gidip silahı ve bıçağı alarak okula gelmiş. Dolayısıyla bu veriler suça eğilimli bir kişilik yapısı olduğunu düşündürüyor.

“Öfkeden nemalanan kişi çare aramaz”

Öfke denetimi için öncelikle öfkeyi denetleme güçlüğüne sebep olan sorunun saptanması gerektiğini vurgulayan Evrensel,

“Bunun için bir psikiyatri uzmanı muayene ve tetkik etmesi gerekir. Eğer hastalık saptanmış ise tedavisi yönüne gidilmesi önemlidir. Kişilik yapısından kaynaklanan sorunlar var ise o zaman terapi uygulanmalıdır. Öfkesini denetlemekte güçlük çeken kişi bundan şikâyetçiyse, mutlaka başarılı sonuçlar alınacaktır. Fakat bazı insanlar öfkesini denetlemeyi istemezler. Zira öfke hâli onlara çeşitli kazanımlar da sağlamaktadır. Öfkeden nemalanan kişi çare asla aramaz” dedi.

 “Lakaytlık ve keyfilik kural tanımayanları cesaretlendirir!”

Yasaların ve her türlü kuralın uyulması için kurumlar ve bireyler görevlerini yerine getirmelidir” diyen Yrd. Doç. Dr. Alper Evrensel, sözlerini şöyle tamamladı:

“Lakaytlık ve keyfilik kural tanımayanları cesaretlendirir. Kuralları ve yasaları çiğneyip her hangi bir yaptırımla karşılaşmayan insanlar bunu sürdürmeye devam ederler. Toplum tepkisizleşmeye başlar ve kurallara uyan kişiler zamanla ümitsizliğe kapılırlar. Yasa ve kuralların işlediğini görmek topluma güç ve güven verir.”

Kaynak:www.e-psikiyatri.com/