Anne Çocuk Bilgisi

Sağlık, Magazin ve Haber Portalı

Çocukların eğitim hakları ve eğitimde çocuk hakları

Çocukların eğitim hakkı iç hukuk kuralları ve uluslararası sözleşmelerle teminat altına alınmaktadır. İç hukumuz da başta Anayasa olmak üzere Milli Eğitim Kanunu ve diğer yasalarda da dağınık şekilde düzenleniyor.

Çocukların eğitim hakkı, bu hakkın kullanılması ve korunması ihlali halinde uygulanacak müeyyideler yönelik en geniş ve eksiksiz düzenlemenin yer aldığı uluslararası belge Birleşmiş Milletler Çocuk Haklarına dair bir sözleşmedir.

  • Çocuk Hakları Sözleşmesi, çocukların eğitim hakkının fırsat eşitliği temelinde gerçekleşmesi gerektiğini düzenleyerek, bu bağlamda devletleri sorumlu tutuyor. Bunların arasında,
  • Çocuklara ücretsiz ve zorunlu eğitim sağlamak,
  • Ortaöğretimi genel ve mesleki olmak üzere çeşitli biçimlerde örgütleyerek tüm çocuklara açık bulundurmak,
  • Uygun bütün araçları kullanarak yüksek öğrenimi yetenekleri doğrultusunda tüm çocuklara açık duruma getirmek,
  • Eğitim ve meslek seçimine ilişkin bilgi ve rehberliği bütün çocuklara ulaştırmak,
  • Okulu terk oranlarını azaltmak,
  • Okul disiplininin çocuğun onur ve saygınlığı ile bağdaşır biçimde uygulanmasını sağlamak görevi yer almaktadır.

Eğitim süreci içerisinde, çocukların eğitim hakkını hiçbir ayrımcılığa tabi olmaksızın, öncelikli yararı doğrultusunda, katılımı sağlanmak ve görüşü alınmak sureti ile kullanabilmesi Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin temel ilkelerini oluşturuyor. Sözleşme içinde öncelikle devletin bütünlüklü bir çocuk politikası ve toplumun her kesiminde yerleşmiş ve benimsenmiş çocuk hakları kültürünün varlığına ihtiyaç duyuluyor. Öncelikle eğitimciler, aile ve çocukla ilgili olan tüm kesimlere büyük sorumluluk ve görev düşüyor. Öncelikle bu alanda çalışma için istekli ve gönüllü olmakla beraber, süreklilik ve hizmetiçi eğitim, çocuk gelişimi, hakları, çocuk hukuku, çocukla iletişim gibi alanlarda gerekli oluyor.

‘Korunma gereksinimi olan çocuklar…’

Birleşmiş Milletler Çocuk Hakları Sözleşmesi’ nin temel ilkeleri ve konu ile ilgili maddelerinin yansıması 2005 yılında yürürlüğe giren Çocuk Koruma Kanunu’nda görülmektedir. Bu konuna göre, 18 yaşını bitirmemiş fiziksel, zihinsel ahlaki , duygusal gelişimi tehlikede olan, istismar ve ihmal edilen, kendisine karşı suç işlenen çocuklar ‘Korunma gereksinimi olan çocuklar’ olarak tanımlanmaktadır. Bu tanım içinde yer alan bir çocukla karşılaşan eğitim kuruluşları ve öğretmenleri kanun, Çocukları Aile ve Sosyal Politikalar İl ve İlçe Müdürlüklerine bildirmekle zorunlu kılmaktadır.

Yani aileleri tarafından zorla çalıştırılan, okula gönderilmeyen, fiziksel ve cinsel istismara maruz kalmış, sağlık sorunu olan yada iyi bakılmayan bir öğrencinin varlığından haberdar olan bir öğretmen durumu kuruma bildirmekle yükümlüdür. Çocuk hakkında onunla ilgili koruyucu tedbirler alınması gerekmektedir. Örneğin, bakım, eğitim (çocuk ve aileye birlikte olabilir) sağlık, barınma danışmanlık tedbiri gibi.

Ayrıca çocuğa karşı araştırılması ve soruşturulması gereken bir suç işlendiğini görevi sırasına öğrenen ve bunu ilgili makamlara (Savcılık) bildirmeyen yada bildirmekte gecikme gösteren kamu görevlileri ile öğretmenler hakkında 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası öngörülüyor.

Türk Ceza Kanunu’na göre, idaresi altında bulunan yada büyütmek , okutmak, bakmak, muhafaza etmek veya bir meslek veya sanat öğretmekle yükümlü olduğu kişi üzerinde sahip olduğu terbiye hakkından doğan disiplin yetkisini kötüye kullanan kişiye bir yıla kadar hapis verilir şeklinde düzenleme yer alıyor.

Fiziksel ve duygusal şiddet cezayı gerektiriyor…’

Disiplin yetkisi çocuğun bedensel ve ruhsal sağlığının bozulmasına neden olmayacak yada bir tehlikeye maruz kalmasını sonuçlamayacak derecede kullanılabilmesi gerekiyor. Bu düzenlemeyi göz önünde bulundurduğumuzda gerek eğitimcilerin gerekse ailenin çocuklara fiziksel ve duygusal şiddet uygulamaları cezayı gerektiriyor.

Malesef biz halen aile içinde dayak ile terbiye edilen çocuklarla karşılaştığımız gibi, çocuklara fiziksel şiddet uygulayan eğitimcilerle de karşılaşıyoruz. Aileler ve eğitimciler çocukların oyun, dinlenme ve boş zamanlarını değerlendirme haklarının olduğunu unutmamalıdır.
Çocuk hakları açısından okulun fiziksel çevresi ve eğitim aldıkları ortamda çok önem taşıyor. Eğitim ortamı ve fiziksel çevrede çocukların kendilerine verilen değer duygusunun oluşmasına ve pekişmesine olanak sağlayacak özelliklerde olmalı.

Çocukların eğitim hakkı ve eğitim sürecinde sahip olduğu haklar çok geniş bir çerçevede değerlendirilmelidir. Biz sadece başlıkları ile değinebildik. Çocukların tüm haklarını kullanabilmeleri, hak ihlallerinin önlenebilmesi BM Çocuk Hakları Sözleşmesi’nin temel ilkelerinin benimsendiği ve bu çerçevede oluşacak bütünlüklü bir çocuk politikası ve çocuğun öncelikli yararını esas alan bakış ve anlayışın toplumun tüm kesimlerinde benimsenmesi ile mümkün olabileceği görüşündeyiz.

Kaynak:Hürriyet-Avukat Aşkın TOPUZOĞLU – İstanbul Barosu Çocuk Hakları Merkezi Başkanı